Onlar Kim, Sen kimsin?

Hepimiz gibi benim de hayatımda birileri oluyor hep. İş hayatım, sosyal hayat, ailem ve çevre derken, gözlemlenecek pekçok kişi birikiyor. Bakıyorum, dinliyorum, düşünüyorum.

 

Son zamanlarda, tüm bu kalabalıklığa karşın bir türlü rastlamadığım ‘o’ kişileri iyice merak eder oldum.

 

Onlar ki zor insanlar. Egoları çok yüksek. Daima arkadan iş çeviriyorlar. Yaptıkları işe de pek hakim değiller. Dinlemezler. Empati yoksunudurlar üstüne üstlük. Nerede nasıl davranacaklarını kestiremezler. Bahanelerin arkasına sığınırlar. Değişimin başlaması gerekenlerdir ama bu durumu bir türlü kabullenmezler. O var ya o ne musibettir yani.

 

Bir de ‘millet’ciler var tabii ki: “Bizim millet adam olmaz”, diyerek küçümseyicilerdir onlar. Ama “Millet ne der”, ifadesi ile karar verici pozisyona da sokuverirler milleti bir çırpıda. “Bu millet”, diye başlayan cümlelerin de yaratıcılarıdırlar. Yani “o millet var ya o millet”, bizden uzak bir olumsuzluklar yığınıdır daima.

 

Ya ‘halk’a ne demeli? Sanatın onlar için olup olmadığından tutun da, anlayıp anlayamayacağına kadar haklarında karar verilebilen bir başkalar grubudur onlar da.

 

Filan partiyi tutanların hepsi cahildir elbette. Falan yerden adam çıkmaz zaten. Eski köye yeni adet olmaz. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur.

 

Sense öyle mükemmelsindir ki; yukarıdaki tüm yığınların tersine onurlu, yalan söylemeyen, gelişim sevdalısı, empatik, çalışkan tutumunla örnek alınabilirsin.

 

Bazen eğitimlerimde soruyorum: “En iyi iletişim kurduğunuz kişiler kim ve bu başarıyı neye borçlusunuz”? diye. Birbirinden güzel nitelikler ile bezeli cevaplar yağıyor. Sonra diyorum ki: “En zor iletişim kurduğunuz kişi kim ve bu neden kaynaklı?” O kişi yukarıdaki tüm olumsuz niteliklerin bir ya da birkaçından nasibini almıştır tabii ki. Neler neler? Bunun üzerine derim ki: “Peki, eminim öyledir. Ama kendinizde iletişiminizi becerinizi olumsuz etkileyen, miniminnacık, ufacık, küçücük bir şey var mı?” Gelen cevaplar öylesine birbirine yakın olur ki: ”Elbette bende de hata vardır. Çok iyi niyetliyim. Hep kendimden veriyorum….” Sonuç: “Benim hatalarım bile, karşımdakinin kötülüğü nedeniyle hatalımsı gibi görünüyor aslında”.

Ayrıldığımız sevgililerimiz, artık yüzünü görmek bile istemediğimiz dostlarımız, iş arkadaşı olmaktan muzdarip olduğumuz o kişiler var ya hani, …

Ne bileyim, bir daha değerlendirin derim. Onları değil, kendinizi.

 

Yıllar yıllar önce bir kitap okumuştum. Öyle çok sevmiştim ki. Wilhelm Reich, “ Dinle Küçük Adam”. Elinize geçerse bir okuyun isterseniz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir