Girişiminizi Satmak

Bir süredir girişimcilerin “İş fikirlerini” sunarken yapmaları gerekenler üzerine düşünüyorum.

Bir girişimi hayata geçirme sırasında fikrinizi etrafınızdakilere, yatırımcılara ya da müşterilere nasıl anlatacaksınız. Bu bir girişimin başarı adına çok önemli bir basamak.

Her sunumun öncesi standart yapılan şeylerin yanı sıra özellikle bu sunumların da öncesinde paylaşılacak iş fikri hakkında birilerinden geri bildirim almakta yarar var. İnsan genelde kendi fikrine aşık oluyor da, bakalım başka bir akıl bu işe ne diyecek?

Diğer bir konu iş fikrinizle ne kadar haşır neşirsiniz? Tam manasıyla kendinizi bu işe adamış ve işin geleceği için ciddi bir çaba içinde misiniz? Yoksa hayatınızdaki varlığı hobi çapında mı? Çünkü gerçek anlamda bir girişimi hayata geçirmek çok fazla zaman ve çaba gerektiriyor. Tam olarak bu işe odaklanmak ve projenin her safhasına başlangıçta hakim olmak son derece önemli.

Ve sen ne kadar inanıyorsun anlattıklarına, projeye? Ne kadar ihtiraslısın? Satış için de benzer kural geçerlidir ya! Ancak sonuna kadar inandığın bir şeyi satabilirsin. Bu bazen ürün bazen fikir bazen de kendin olursun.(kendini satmak yanlış anlaşılmasın 🙂 )

Başlangıçta ilk söylenmesi gerekenler tabi ki önce isminiz ardından girişimin adı, kimi hedef aldığı ve nasıl bir yarar sunduğu. Yani birçok yarar arasında temelde nasıl bir sorunu ele alıp nasıl bir çözüm sunuyor? Değer önermesi kavramı çok kilit. Değer önermesi bir girişimin müşteriye ya da faydalanıcıya değer sağlayan fonksiyon, işlev, duygusal ve kişisel kazanımların bütünüdür diye düşünebiliriz. Eğer bu konuda ki eşiği geçersek işimiz oldukça kolaylaşır.

Dikkatli dinleme süresinin sınırlı olduğunu ve doğru teknikleri kullanmazsak etkili olmayacağını akıldan çıkarmayalım lütfen.

Çok teknik detaya girmeden örnekler ve bağ kurulacak başka şeylerle anlatmak iyi olacaktır. Hatta varsa bir prototip tüm söyleyeceklerinizden daha etkili olabilir. Günümüzde markalarında kullandığı en etkili yöntemlerin başında “deneyim yaşatma” stratejisi geliyor.

İnsan merak ettiği şeyler için soru sorar. Bu demek oluyor ki dinleyenleri soru sormaları için motive etmeliyiz. Elbette ki bunu anlattıklarımızın etkisi belirleyecek. Her ne kadar esas olanın iş fikri olduğu gerçeğini göz ardı etmesek de yatırımcılar bizim bıraktığımız izlenimden fikir tarzımızla ilgili fikir sahibi olacaklar. Ve bizimle ne kadar işbirliği yapabileceklerini de büyük ölçüde bu sırada değerlendiriyorlar. Eğer bunu başarabilirsek, yani onların ilgisini çekerek soru sormalarını sağlayabilirsek fikrimizle ilgilendiklerini düşünebiliriz. Tabi bu soruların türüne bağlı.

Örneğin gelebilecek sorular: Neden bu iş, senin bu işi yapmaktaki motivasyonun ne? Fırsatlar neler olabilir? Büyüklere karşı kendini nasıl koruyacaksın? Gelir modeli? Soruların içeriği “ne için yatırımcı olmalıyım” gibi ise anlattıklarımızı tekrar sorgulamalıyız. Her sunumda olduğu gibi burada da soruların yönetmek hayati o sebeple muğlak ifadeler ile cevap vermekten kaçınmak lazım. Ve olası soruların cevapları kaderin cilvesine kalır türden ifadeler içermemeli. “Mukadderat, kısmet, hayırlısı” örneğin.

Her ne anlatacak olursak olalım uzunluğu açısında söylüyorum tüm ana fikri ve değer önermesini bir cümlede özetleyebileceğimiz çarpıcı bir kısa versiyonumuz olsun.

Ve şunu da asla unutmamak gerekir ki sunumunuz sırasında ve sonrasında eğer fikrinizle kimse ilgilenmese de deneye her seferinde ilk kez anlatıyor heyecanı ile devam etmek gerekir. Emin olun 10 kez denemenin ardından gelecek bir kabul ilkinden çok daha fazla sonrasında gelebilecek aksiliklerin önüne geçecektir.

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir