Geri Bildirim Verirken Neden Zorlanıyoruz?

En son verdiğiniz geri bildirimi hatırlıyor musunuz? Hangi konuda idi? Ne kadar sürdü? Alıcı açısından net ve anlaşılır mıydı? Geri bildirimi verme sırasında ifade etmekte zorlandığınız duygu ve düşüncelere sahip oldunuz mu? Hangi noktalarda zorlandınız?

Etkili geri bildirimi, gelişim için vazgeçilmez bir araç olarak tarif ederiz. Geri bildirimi eleştiriden ayırarak alıcı ve verici arasında sonuca giden bir değerlendirme olarak tanımlarız. Eleştiri ile geri bildirim arasındaki en büyük fark, geri bildirimin “ne” ve “nasıl” sorularını içermesindedir. Yani sadece tespit içerikli bir değerlendirme yapmamış, çözüm yolu sunarak gelişim amaçlı aksiyon adımları tanımlamış oluruz. İngilizce tabiri ile “feedback” ifadesi kelime anlamı “geri besleme” ile diyaloğun içerisinde reçetenin de yer alması gerekliliğini bizlere hatırlatır.

Son 3 yılda kurumsal firmalardan 1150 çalışanın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz analiz çalışmalarında “Geri Bildirim Verirken Neden Zorlanıyoruz?” sorusunun cevabını değerlendirdik. Gelen değerlendirmelerde en çok tekrar eden üç cevap ise şöyle oldu;

  • Karşı tarafın verilen geri bildirimi kişiselleştirmesi
  • Etkili geri bildirim tekniklerine hakim olmama
  • Kurum kültürünün geri bildirime açık olmaması

Kişiselleştirme, kendinizi aslında başlıca sorumlusu olmadığınız bir olayın nedeni olarak görme ya da aslında sizinle ilgisi olmayan bir sözü ya da davranışı üstünüze alma olarak tanımlanır. Bir bilişsel çarpıtmadır. Kişinin yürüttüğü bir sürece ya da uyguladığı yönteme ya da bireysel davranışının sonucuna yaptığımız bir geri bildirim alıcı tarafından genellenebilir, aşırı felaketleştirilebilir ya zihinsel filtrelerden geçerek mesaja yanlış anlamlar yüklenebilir. Vermek istediğimiz mesajın çarpıtılarak duygusal nedenlerle şahsileştirilmesi mesajın gerçekliğine gölge düşürür. Bu nedenle çoğu kişi, geri bildirimin hiç verilmemesi ya da dolaylı yollarla verilmesine yönelik yan yollar geliştirir. Sahadaki uygulamalara baktığımızda ne yazık ki bu durumla sıkça karşılaşıldığı görülmektedir. Sonuç ne olursa olsun ana kural şudur: siz kırıcı değilseniz yani üslubunuz doğruysa karşı tarafın kırılmasının önemi yoktur. Gelişim için geri bildirim verme şartını işletmemiz gerekir.

Geri bildirimde dil kalıbı kullanımı da kritik noktalardan bir diğeridir. Geri bildirimi nasıl vereceğimizi bilemediğimizde mesajın alıcıya etkili bir şekilde ulaşmadığını görürüz. Örneğin olumlu dil kalıbı kullanmak karşı tarafı gelişime yönlendirici motivasyon sağlar. Uygun teknikler kullanarak iletişimi etkili kılmak ve net aktarımlarla mesajı doğrudan vermek beklenen yöntemlerdir. Hangi kelimeleri seçiyorsunuz? Cümle yapısında olumlamaya ne kadar yer veriyorsunuz?

Kurumun iletişim sistemleri geri bildirimi desteklediğinde, kurumun kültürüne olumlu bir katkı sağlanmış olur. Kurum çalışanlarının yapılandırılmış veya yapılandırılmamış geri bildirim ortamlarında buluşması, yöneticilerin bu ortamlara zemin hazırlaması, hatta liderlik etmesi, değerlendirmelerin sistem içerisinde eylemler aracılığıyla yer bulması firma içerisinde etkili geri bildirim kültürünü oluşturacaktır. Bu sayede gelişim kurum kültüründe sürdürülebilir bir hal alarak, çalışanların performanslarına olumlu katkı sağlayacaktır.

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir