empty

english-falg-0 turkiye-0

Akla Ziyan Bir İş Görüşmesi – 1

ANA SAYFA \ BLOG \ Akla Ziyan Bir İş Görüşmesi – 1
 

 

1

Mayıs 2014. Telefon geldi; İsviçre Zürih’ten aradılar. Yabancı menşeili, dünya genelinde 40 Bin çalışanı olan ve Türkiye’de de faaliyet gösteren küresel bir ilaç/medikal firması, Türkiye’de bir başka medikal firmasını satın almış. Her iki şirketin ülkedeki operasyonlarını birleştirecek bir Operasyon Müdürü arayışında olduklarını; bana da linkedin üzerinden ulaştıklarını belirttiler.

 

 

O dönemde, ben de küresel bir şirkette müşteri hizmetleri müdürü olarak çalışmaktayım. Çalışma Hayatımın En Kötü Günü ve Sonrası yazımdaki olay başıma gelmiş, motivasyonum yerlerde, iş değiştirme isteğim tavan yapmış durumda… Diğer bir deyişle “Körün aradığı bir göz, Allah verdi iki göz”. Zamanlama iyi, iş tanımı ve sorumluluğu iyi, zorlayacak ama tatmin edecek bir iş fırsatı…

 

Telefonda pozisyonun detaylarından bahsettiler ve telefonda yapacağımız bir sonraki iş görüşmesi için zamanlamada anlaştık. Küresel İK Müdürü İsviçre’den; pozisyonun bağlı olduğu Bölgesel Tedarik Zinciri Direktörü Polonya’dan bağlandı. 1 saati aşkın konuştuk; teknik detaylara, pozisyondan beklentilere girdik. Karşılıklı teşekkür ederek görüşmeyi sonlandırdık.

2 hafta sonra tekrar aradılar, yüz yüze görüşmek istediler ve Zürih’e davet ettiler. Önce bir düşündüm, bir iş görüşmesi için kalkıp başka bir ülkeye gitmeye değer mi diye. Ben bunları düşünürken onlar gidiş geliş biletimi alıp gönderdiler. Sabah bir başka ülkeye gidip akşam dönülebiliyordu, normaldi, dünya artık küresel bir mahalleydi.

Zürih’te görüşme silsileleri tüm gün sürdü. Grup CFO, Global İK müdürü ve Global Tedarik Zinciri Direktörü ile sırasıyla görüştüm. Zorlu geçti, ter döktüm bazı anlarda. Ama gün sonunda iyi ayrıldım. Birkaç hafta sonra arandım; bu aşamayı da geçmiştim. Sıra Türkiye CEO’su ve Türkiye İK Direktörü ile görüşmede idi.

CEO ve İK Direktörü ile yaptığım görüşme yaptığım/yapacağım tek Türkçe görüşme olacaktı. Türkçemiz ayrı bir güzel… Görüşme keyifli geçti. Keyifli geçmesine bir sebep de, CEO’nun yarım saat sonrasında “Oldu bu iş, ücrette anlaşırız, İk Direktörümüz referans görüşmelerini de tamamlar el sıkışırız” demesi olabilir. Karşılıklı teşekkürler, iyi dilekler ile bu buluşmamız da sonlandı.

Birkaç hafta sonra yine arandım, Global İK Direktörü Türkiye’ye gelecekmiş; bu pozisyon çok önemli olduğu için benimle tanışmak istemiş. Ama bu bir iş görüşmesi değil, bir tanışma görüşmesi imiş… Tamam dedim. Ve akla ziyan durumlar şimdi başlıyordu…

Maslak’ta bir ofis kiralamışlar, Global İK Direktörünün adı Donimirska. Polonyalı, 50 yaşına yaklaşmış, enerjisi yüksek bir kadın. Aynı zamanda baskın bir karakter. 5 dakikalık bir hal hatır sorma, ısınma turundan sonra sorular başladı. Gayet güzel sorular; teknik detaya hakim, can alıcı noktaları sorgulayan… İlk soruyu cevapladım, ikincisini de…Üçüncü soru geldi, ben cevaplarken çok ilginç bir şey oldu…

Donimirska oturduğu yerde uyuyakaldı.

Önce gözleri yavaş yavaş kapandı, sonra kafası düştü, ardından uyku moduna geçti. Birkaç saniye içinde kafanızdan bir sürü fikir geçer ya, benim de öyle oldu. Önce dedim, kadının şekeri düşmüş olabilir, kolundan tutup lavaboda yüzünü yıkayım. Sonra dedim, bu bir tuzak, beni deniyorlar, sakinliğini koru ve devam et. Kısa zamanda bir sürü gelgitten sonra devam etme kararı aldım. Karşımdaki uyuklarken ben anlatmaya devam ettim.

Anlattıklarımın sonuna doğru Donimirska kendine gelmeye başladı. Bilinci yerine gelip beni karşısında bulunca kısa bir şaşkınlık yaşadı. Bir bana baktı, ardından önünde duran özgeçmişime… Durumu anlamış olacak ki hemen bir soru daha sordu. Ben cevabımı vermeye başladım, 1 dakikaya kalmadı o yine uyuklamaya başladı. Sonra yine uyandı ve yeni bir soru ile geldi. 1 saat 20 dakika süren görüşmenin kalan kısmı benzer şekilde geçti. Soruları cevaplasam da odağım kaymıştı; ara ara uyuklayıp kalan birisinin karşısında tam istediğim cevapları vermem mümkün değildi. Ve görüşme bitti ve sanki hiçbir şey olmamış gibi beni güler yüzle uğurladı.

Şaşkındım. Türkiye İK Direktörünü arayıp durumu anlatayım diye düşündüm, şu aşamada bir şey değişmez diye düşünerek vaz geçip sonucu beklemeyi tercih ettim. Birkaç hafta sonra beklediğim telefon geldi ama sonuç olumsuzdu. “Pozisyonun doldurulması konusunda başka bir şekilde ilerleme kararı aldık” gibi ucu açık bir açıklama yaptı, Türkiye İK direktörü. Bu açıklama sonrasında durumu anlattım; karşımdaki kişinin uyuduğunu belirttim. Şaşırdı. Bunu yazılı olarak yapar anlatır mısınız dedi. Tabi ki diyerek aşağıdaki mesajı yazdım:

Akla-Ziyan--Grmeleri-1-V2-730x583

Durumu yazılı ve sözlü  aktarmış olmam sonucu değişmedi. Beni çok heveslendiren, tüm bariyerleri tek tek aştığım ve artık oldu dediğim iş avcumun içinden kayıp gitmişti. Ve benden tamamen bağımsız, anlamsız bir nedenden dolayı…

Moral, motivasyonum yerlerdeydi…

Ama kısa sürede toparladım. İş arayışıma kaldığım yerden devam ettim. Bıkmadan farklı firmalardan farklı kişilerle görüşmelere girdim, çıktım. Türkiye’nin en büyük holdinglerinden bir tanesinden gelen görüşme teklifi ile mülakat silsileleri tekrar başladı. Ocak 2015’te başladı, Mayıs 2015’te teklif sundular. Operasyonel Mükemmellik birimini kuracak; tüm yapı, organizasyon, metodolojiyi belirleyecektim; Holding’de 10 farklı şirketinin operasyonel mükemmellik dönüşümünü sağlayacaktım. Bir öncekine göre çok daha zorlayıcı, heyecan vericiydi. Teklifi kabul ettim; ve bu pozisyonda 2 yıldır kendime ve organizasyonlara katkı sağlayarak keyifle çalışıyorum.

Bu süreç sonunda neler çıkardım:

Çıkarım 1: Tecrübe başınıza gelenlerden ders çıkarmak ise hayatta her başınıza gelen tecrübe olmayabilir. Akla ziyan bu görüşmedeki durum tekrar başıma gelse yapmam gerekenin doğrusu nedir, hala emin değilim.

Çıkarım 2: Başarısızlık, pes edersen başarısızlıktır; devam edersen denemedir. Beklenmedik durum moralini bozsa da tekrar tekrar denemek; kaybettiğini düşündüklerinden daha iyisini sana sunabilir.

İnan Acılıoğlu


 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

En Çok Okunanlar