19 Eylül 2017

Ekibimiz

Ahmet Anıl Aytan / Vizgo.net Sorumlusu

1987’nin soğuk Mart ayında, ailenin ikinci ve son çocuğu olarak Fatsa’da “merhaba” demiştir hayata… Ardından geçirdiği ufak kazalardan sonra birkaç defa daha “merhaba hayat” deme fırsatı da yakalamıştır. Öğretmen olan annesi ve babası bütün bu “merhaba”larında Anıl’ın yanında olmuşlardır. Her “merhaba”dan sonra kendini yine bilgisayarların başında bulmuş, kurcalayıp bozmaktan korkmamıştır.

Bilgisayar programlarını amaçlarının dışında kullanmayı sevmiştir kendileri. Bir arkadaşı ile Powerpoint’te ilk macera oyununu yaptığında yaşı henüz on ikidir. Powerpoint’te oyun yapmanın mantıksızlığını anlamış ve bir daha denememiştir. Kendine uygun olmadığını çok geç anladığı iki okul bitirmiştir. Pazarlama ve İşletme…

Ancak birkaç pazarlama firmasında çalışıp ve küçük bir market devralıp işlettikten sonra mutsuz olduğunu fark edip programlara kaldığı yerden devam etmek üzere iş arayışına koyulmuştur. Kısa süre sonra İzgören Akademi ile yolları kesişmiştir. Öyle ki İzgören Akademi’de yine bilgisayar başında, programlarla iç içe ve bu durumdan gayet memnundur.

Kendini, duygusal olarak tanımlar. Arkadaş canlısı ve sevdiklerine fazlasıyla düşkündür. Yaşadıklarına sürekli bir şeyler katmak için durmadan mücadele etmekte ve hayattan keyif almaktadır.


Ahmet Seyfi Atmaca / Elma Yayınevi Pazarlama ve Satış Yöneticisi

28 Şubat 1973 yılında doğdu. Teknik konuları çok sevdiği için eğitim hayatına ilk olarak makine bölümünde başladı. (Halen gözü kapalı olarak leopar tankının motorunu söküp takabiliyor). Çok havalı diye ODTÜ’yü kazandı Ankara’ya geldi, okulla anlaşamadı, bıraktı. Tekrar sınava girdi, tekrar aynı okulu kazandı, gene anlaşamadı bıraktı.

Sosyal bölümler iyidir diyerek Ankara Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu’nu ve Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi’ni bitirdi.

Kirasını ödemek için bir haftalığına kitap satmaya başladı, 23 yıl oldu halen kitap satmayı bırakamadı. Arkadaş Yayınevi’nde 14 yıl görev aldı, satış pazarlama üzerine çalıştı. Son olarak Anaveri Merkezi Yöneticisi olarak görev yapmaktaydı. Kitapların içinde virüsler olduğuna; insanın içine bir kez girdikten sonra asla çıkmadığına inanıyor.

Evlidir ve 5 yaşındaki Nehir Naz’ın babasıdır.


Dr. R. Akif Aktuğ / Elma Yayınevi Genel Müdürü

İnsanlar memleketlerini sever ya, ben de çok seviyorum. Basında yer ettiği gibi Türkiye’de yaşanabilir 10 yerden birisidir Dinar. İlköğrenimime Dinar’da başladım, orta iki ve orta üçü başkentte YBOO’da tamamladım.

Başkente o kadar alışmış olacağım ki ortaokuldan sonra girdiğim sınavlarda kazandığım her iki okul da Ankara’da idi. Gelecek kaygısı taşıdığım için kendimi polis kolejinde buldum. Emekliliğime kadar güzel ülkemin farklı yerlerinde iyilik yapma ve birbirinden değerli dostlar elde etme şansına sahip oldum. Bir meslek düşünün ki işiniz sizden kaçıyor; hırsız kovalama, kapkaççı kovalama… Baktım ki bunları yakalamakta zorlanıyoruz, halktan da destek alarak toplumsal faaliyetler yaratan birçok projeyi hayata geçirdik. Emekliliğimden sonra polislik ile birbirine çok benzeyen yayınevi, eğitim, danışmanlık sektörüne geçmek beni hiç zorlamadı, çok da kolay oldu.

Buradaki işler masanın üzerinde duruyordu, hiç kaçmıyordu. Polislikte suçların peşinde koşmamın yanı sıra iyilik, dürüstlük, iş kalitesi, hoşgörü, girişimcilik gibi değerleri kapsadığı için yayınevinde koşmak da kolay oldu.

Ülkemizin alanında en saygın kurumu yapmayı hedeflediğimiz İzgören Akademi ve Elma Yayınevi ekibinin dişlilerinden bir parça olmak benim için onur ve gurur kaynağıdır. Yeni mevziimizi dostlarla sırt sırta verip koruyacağım. İyilik, bilgi ve gelişimi yaymaya devam edeceğime söz veriyorum.

Evli, iki çocuk babası ve “S.U.Ç. Sistemin Umutlu Çocuğu” adlı kitabın sahibi.


Aslıhan Ünlü Koşar / Akdeniz Kurumsal Projeler Uzmanı

1983 yılında dünyaya gözlerini açıp da etrafına bakındığında aklından geçen ilk şey şu oldu:”Hey, burada çok eğleneceğim.” Bu arada, yeni doğmuş bir bebekten beklenmeyecek hareketliliği ve kocaman açtığı gözleriyle, kendisini ilk kez kucağına alan annesini korkutmuş olduğunu yıllar sonra öğrenecekti.

Yıllar geçtikçe dünya denen bu gezegeni çok sevdi. Çocukluğunun kelimenin tam manasıyla keyfini sürdü diyebiliriz. İki kolu ve iki bacağıyla ağaca sarılarak tırmanmayı becerdiğinden, mahallede küçük maymun olarak bilinirdi. O sokaklarda mutlu mesut oynayadururken, okul diye bir şey icat edildi. Sevmediğinden değil de, gitmeye mecbur tutulduğundan, bir süre bedenini zorla sınıfa soksalar da ruhu gezindi durdu. Notlar düşük gelince, okul dışında da ders çalıştırmaya teşebbüs ettiklerinden, konuyu gözden geçirip, ivedilikle ruhunu sınıfa çağırdı ve bir görev duygusuyla sınıflarını başarıyla geçti.

14 yaşındayken, babasının “Sophie’nin Dünyası” kitabını hediye etmesiyle birlikte felsefeye gönlünü kaptırdı ki babası bu kitabı hediye ettiğine sonradan çok pişman olacaktı. Zaten ite kaka giden toplumsallaşma süreci de böylece sona ermiş oldu. Eee, ne de olsa dogma kelimesinin manasını öğrenmişti artık.

Üniversitede Felsefe öğrenimi gördü ve mezun olduktan sonra Tıbbi Mümessil olarak çalışmaya başladı. İki cümlenin arasındaki bağlantıyı kendisi de halen kurabilmiş değil. Bu arada ömrünün geri kalanını Ankara’da geçirmek istemediğine karar verdi. O sıra da aşık da olmuştu. Sevgilisiyle evlenip Antalya’ya taşındılar. Daha dişe dokunur bir şeyler yapmaya karar verip İnsan Kaynakları ve Eğitim alanına yöneldi. Bu yolda hevesle ilerlerken, kendisini tekrar Tıbbi Mümessil olarak buldu. Bir gün kafasını gökyüzüne doğru kaldırıp da, yok mu şöyle hem satışın dinamizmi, hem İnsan Kaynakları’nın gelişime olan katkısı, hem de eğitimin manevi hazzı olan bir iş derken, başına bir uğur böceği konuverdi.

Halen, kocası Serdar ve dört ayaklı oğlu Bob ile birlikte yaşamı sevgiyle kucaklayarak, Antalya’da yaşamaktadır. Hayattan tek istediği herkesin gözlerinin mutlulukla parlamasıdır.


Atınç Büyükduykular / Akdeniz Bölge Müdürü

Haziran 1975’te Eskişehir’de doğar. Babası, gençlik yıllarında bateri çaldığı grubun vokalistinin sesini çok beğendiği için oğluna o vokalistin adını verir. Buna karşın kendisinin müzik yeteneği sıfırdır.

Eskişehir’in çamurlu sokaklarında geçer çocukluğu. Bir Eskişehir aşığıdır. Üniversite döneminde içini bir turizm hevesi sarar. Deniz, kum, güneş… İş yaşantısı Alarko Turizm Grubu’nda başlar. Fethiye’de 5 yılı aşkın bir süre insan kaynakları ve yönetimi ile ilgilenir. Burada Ege ve deniz havasına alışır. İnsan kaynakları yönetimi eğitimleri alır. Daha sonra askerlik için İstanbul’un yolunu tutar.

Döndüğünde bu sefer Marmaris’te bir süre insan kaynaklarında görev yapar. Sonrasında sıcak Antalya’ya yerleşir ve bir Eskişehirli ile evlenir. Evde ve işte çalışır, çalışır, çok çalışır. İnsan kaynakları yönetim çalışmalarına TUI Türkiye’de dört yıl kadar devam eder. Bu arada bir sürü eğitim alır.1996 yılında başladığı insan kaynakları yolculuğuna, Buğra’nın babası, danışman ve İzgören Akademi Akdeniz Bölge Müdürü olarak devam etmektedir.


Bahar Güzel / Elma Yayınevi İletişim Sorumlusu

Bahar, 1990 yılında ilk çocuk, ilk torun olarak Ankara’da doğdu. (Sırf 90 kuşağı diye anılmamak için keşke 1989’da doğsaydım dedi.) 3 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olmasından hep olgun ve sakin olarak tanımlandı.

Eğitim ve öğretim hayatının tamamı Ankara’da geçen Bahar, üniversiteyi farklı bir yerde okumak istese de kitaplara olan sevgisi kütüphanecilik bölümünü seçmesinde etkili oldu.

2013 yılında Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu.

Lise yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarına Hacettepe Üniversitesi Drama Topluluğunda devam etti. Üniversite öğrenimi devam ederken “Latin dansları” eğitimi aldı ve 2010 yılında Tiyatro Tempo ailesinde oyuncu ve halkla ilişkiler koordinatörü olarak görev yaptı. 2015 yılına kadar da Tiyatro Tempo ailesiyle iş hayatına devam etti. Bu süreçte birçok tiyatro ve sinema festivalinde yer aldı. Festival tutkunu olmasından kaynaklı olacaktır ki yıllar boyunca düzenlemek istediği “kukla festivalini” 2015 yılında KUKSADER ile yapma fırsatı buldu. 2015 Mayıs ayında ilk defa düzenlenen “Uluslararası Ankara Kukla Festivali” nde Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörü olarak çalıştı.

Edebiyat ve sanat var oldukça hayatımızın besleneceğine inanır.


Betül Uyar / Akdeniz İletişim Sorumlusu 

1991 yılının Ocak ayında dünyaya gelen Betül, ailesinin sevgi dolu bakışlarıyla karşılandı ama dört çocuklu bir ailenin üç numaralı elemanı olduğundan dolayı bütün ilgiyi üstüne çekemediğinden sanırım, zayıflayarak ve durmadan sakatlanarak, biraz da sakarlık yaparak ilgi odağı olmaya çalıştı. Umarım başarılı olmuştur.

Çocukluğunun büyük bir kısmını her çocuk gibi kutu kutu penselerle, saklambaçlarla, körebelerle, beş taş ve yakar toplarla geçirdi. Eskiden en çok korktuğu şey, Betül’ü nerede bulsa deliler gibi kovalayan köpeklerdi, fakat şimdilerde en samimi bulduğu canlılar oldu. Çocukluk demişken, itiraf zamanı deyip buradan babasına sesleniyor, “Oğuzhan’ın (kardeşi) bisikletini ben kırmıştım. Suçu da onun üstüne atmıştım. Geç de olsa o suçsuz babacığım.” 🙂  (yıllardır içinde kalmıştı.) Okula Ankara’da başladı. Üçüncü sınıfa geldiğinde baktı ki Ankara hedefleri için yeterli bir şehir değil, Yozgat’a ufkunu genişletmeye gitti. O zaman anladığı tek şey, Coğrafyadan hiç anlamadığı oldu. Bu arada ufuk falan kalmamıştı ve sonra fark etti ki beyin göçü yapmanın zamanı gelmişti…

Tercihlere kadar hiç aklına gelmeyen matematik bölümünü seçerek Antalya’ya yerleşti. Hâlâ Antalya’da yaşamakta… Hayat felsefesi “insan sevgisi ve tebessüm” olan bu arkadaşımızın en büyük isteği, kocaman görünen dünyanın küçük bir taneciği olarak gelişimini ve donanımını olabildiğince yüksek seviyelere çıkarıp bir nebze de olsa insanlığa dokunabilmek…


Burhan Ergün / Bursa Kurumsal Projeler Uzmanı

21 Mayıs 1981 günü Bursa’da doğdum. Jameika’nın başkenti Kingston’da, efsane Bob Marley’in cenazesi kaldırılırken gözü yaşlı bir bebek olarak dünyaya geldim. Küçük yaştan beri iletişimi seven yapım, annemin “Sana şeker verirler, çikolata verirler sakın oğlum tanımadıklarınla konuşma!” sözleri üzerine ciddi bir darbe alsa da kalıcı bir hasara uğramadı. Ticaretle uğraşan babama inat Kocatepe Üniversitesi’nde maliye okudum. Bitirdiğimde, babamın ve çevresinin maliye imajını kullanarak benden çekineceğini hayal ederken aslında gerçeğin hiç de öyle olmadığıyla yüzleşmek durumunda kaldım. İstanbul Beşiktaş Deniz Müzesi’nde boğaza karşı çok zorlu bir askerlik dönemi geçirdim. Uzun yıllar aile şirketlerini batırmak için mücadele ettik ve sonunda “Batsın bu dünya” diyerek başardık. Kendi mücadelemi vermek için çıktığım yeni yolda başarılar kazanırken elimden tutan güzel kıza dayanamayıp dünya evine girdim. Sonunda bu güzel ve geniş İzgören Akademi Ailesi içinde kendime yer buldum.

 


Canan Demirci / Kayseri İletişim Sorumlusu

1988 Eylül ayında Kadirli’de 6 kg olarak dünyaya geldim. 6 kg doğduğum ve özgürlüğüme düşkün, asi ve azıcık inatçı olduğum için annemden tüm hayatım boyunca ‘Doğdun doğalı zulümsün.’ lafını duyarak büyüdüm. Hayatta ölümden başka her şeye çare var, diye düşünenlerdenim. Gülmeyi, insanlara yardım etmeyi, hediye alıp vermeyi, yap boz yapmayı, polisiye kitap okumayı, doğa yürüyüşlerini, tarihi yerleri gezmeyi, erbane çalmayı, salıncağa binmeyi ve bisiklet sürmeyi çok severim. Çocukları, çiçekleri ve köpekleri çook seviyorum. Hayatı seviyorum. 🙂 Bu dünyada kişiden kalacak olan tek şeyin iyilik olduğunu düşünüyorum. Okul yıllarımda hiç devamsızlık yapmayan, hasta olsa bile annesi tarafından zorla okula gönderilen ve öğretmen ne derse ona harfiyen uyan bir öğrenciydim. 2007 yılında Erciyes Üniversitesi Büro Yönetimini kazanıp Kayseri’de yaşamaya başladım. Okul bitince staj yaptığım otomotiv firmasında işe başladım. Bir yandan da Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünü okumaya başladım. Yalnız eve çıktım. Hala yalnız mutlu mesut yaşıyorum. Sonrasında başka bir otomotiv firmasında daha çalıştım. Otomotiv sektörünün bana çok uygun olmadığına karar verip bir dış ticaret firmasında yönetici asistanlığına başladım. 1 buçuk yıl kadar çalışıp istifa ettim. Bir süre çalışmayacağım derken arkadaşımın zoru ile ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları’nın Kayseri’deki okulunun memur alımı iş ilanına başvurdum. 5 yıl o güzel ailenin bir üyesi oldum. Mayıs 2017’den bu yana da İzgören ailesinin üyesiyim 🙂


Çiğdem Karaca / Elma Yayınevi Finans ve İdari İşler Sorumlusu

1982 yılının Ağustos ayından beri Ankara’da yaşayan “Doğma büyüme buralıyım.” sözünü layıkıyla hak eden Çiğdem, yazın insanlar tatil için memlekete giderken Ankara’da kalma zorunluluğunun garip bir hüznünü yaşamıştır çocukken. Çok sevildiği için köyüne onun adı verilmiştir. (Köyünün adını almış da olabilir.) Denizi olan her yeri çok sever ve yıllar sonra bir sahil kasabasında yaşamayı hayal eder. Eğitim hayatı, iş hayatına aceleyle atılması nedeniyle fazla uzun sürmez ama “Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz.” sözünden yola çıkarak her yıl sınava girme telaşı yaşar ve bir türlü başvuru tarihini yakalayamaz. Bu yıl umutluyuz. Eğlenmeyi ve sevdiği insanlarla vakit geçirmeyi sever, genelde konuşmaktan çok dinlemeyi tercih eder. Duygusaldır, içinde dram barındıran, söz, yazı, şiir ya da eski Yeşilçam filmlerine hiç dayanamaz, hatta bazen çizgi film izlerken bile gözleri dolabilir. (Yaşanmış bir örneği vardır.) Ailesi, arkadaşları olmazsa olmazlarıdır ve özellikle babası onun en değerlisidir. Sevimli ve bir o kadar da yaramaz oğlunun, karar mekanizması olarak gördüğü ve kurallarından bıktığı bir annedir. Zaman zaman hobi edinmek için çeşitli uğraşlara girer fakat sonunu hiç getiremez, sürekli zamanın ona yetmediğinden yakınır. Böcek fobisi vardır. Bu konuda şaka yapılacaksa iki kez hatta üç kez düşünülmesi gerekir! Fenerbahçe maçlarını izlemeyi çok sever. Kazanılan tüm maçları totem yaptığı için hep kendine mal eder. Yeni dönemde; keyifle çalışan, pozitif enerjili insanların buluştuğu Elma ve İzgören Akademi ailesinin en çömezleri arasında yerini almıştır.


Demet Uyar / Elma Yayınevi Editörü

Küçüklüğünde orada burada rastladığı basılı materyallere olan ilgisi gözlerden kaçmamış; dedesinin hediye ettiği Alice Harikalar Diyarında vasıtasıyla kitapla tanışması ve ablasının çalıştığı kitapçıya çeşitli bahanelerle sık sık uğramasıyla bu ilgisi, kitaplara aşırı sevgi gösterip onları hayat boyu evinde ağırlama isteğiyle çift taraflı bir menfaat ilişkisine dönüşmüştür. Üniversitede edebiyat üzerine öğrenim görüp bir nevi şizofreniye bağlamış; her anlatıda bir metafor, sembolik bir yansıma arar olmuştur. Süreçte Romeo ve Juliet’in balkon sahnesi esnasında, elinde kahvesiyle balkon manzarasının keyfini çıkaran bir dekor olmuş; Muhteşem Gatsby’deki yeşil ışıkta güneşlenmiş; kuğu kılığına giren Zeus’u ava giderken avlayarak kadın hakları çerçevesinde kendisine haddini bildirmiş; Uyanış’ta Edna’nın ölmesini istemeyen deniz dalgası olmuştur. Özgün düşüncenin sonuna kadar ödüllendirildiği öğrenim hayatından çok mutlu ayrılmıştır, hâlâ özlem duymaktadır. Sırça köşkünden dışarıya adım atma zamanı geldiğinde kitaplarla haşır neşir olacağı bir mesleğe gönül vermeyi amaçlamış, soluğu Elma’da almıştır. Özgürlüğüne düşkündür, söyleyeceği özgün bir şeyi yoksa susmayı tercih etmektedir.


Ece Üvey / İzgören Akademi Adana Temsilcisi

Yılın en güzel zamanında, nisanda Tarsus’ta dünyaya geldim. Eğitim yolculuğum 3 yaşında annemin öğretmenlik yaptığı okulun anaokulunda başladı. İkinci yıl oyun hamurlarını yemeye kalkışınca “Bu kız sıkıldı, artık okula verelim.” demişler. Yolculuğa Ankara’da, Ankara Üniversitesi’nde devam ettim. İlaç sektöründe çalıştığım sürede pazarlama üzerine yüksek lisansımı tamamladım. Eğitimler, eğitimler derken 2009’da yolum İzgören Akademi ile “Eğitmen Uzmanlık” programı ile kesişti. Sonrasında “Deneyimsel Tasarım-Başarı Psikolojisi Uzmanlık” programı ile nelerin bedellerini ödediğimin ve aslında ne istediğimin farkına vardım. İstediğim yerdeyim ve bu ekibin parçası olmak tek kelime ile “muhteşem”…

 

 


Efkan Kaya / Vizgo.net Sorumlusu

1987 yılının Eylül ayında Ankara’da dünyaya gözlerini rötarlı olarak açmış biriyim. (“rötarlı” dedim, çünkü her normal insan gibi 9 ay 15 günde değil de 10 aylık küçük bir tosuncuk olarak dünyaya gözlerimi açtım.) Sabırlı bir insan olmamı her zaman buraya bağlamışımdır.

Ankara’nın sisli ve defansif sokaklarında her zaman hakemin bitiş düdüğü akşam ezanı olan Japon kale maç yaparak geçirdim çocukluğumu. Kaplumbağa görünce futbol topu zannedip ayak parmağımı kırmam da tesadüf olmadı pek.

“Çalışmıyor, çalışsa zeki çocuk!” dediklerine de pek kulak asmadım.

Amerikan arabaları merakım üzerine lise öğrenimimden sonra bu alanda uzmanlaşmaya karar verdim, ta ki Murat 131’e BMW motoru takıp normal yakıt yerine oktanı yüksek uçak yakıtı koyup pistonları eritene kadar.

Böylelikle otomotiv kariyerimi sonlandırma kararı aldıktan sonra, sinemanın gücüne ve büyüsüne inandım ve Akdeniz Üniversitesi Radyo TV Sinema öğrenimine başladım. Sinemayı sirk gösterisi olarak görmedim. Film çekmeyi karanlıkta yol almak gibi gördüm. Sinema hayatı içindeki gerçekçi değerlerden beslendim. “Sinemanın aklının tavanı yoktur.” sözünü benimsedim. Bir de yağmurdan sonra toprak kokusuna bayılıyorum. Bunu da buraya niye yazdım bilmiyorum.

Çok dikkatli ve ayrıntıcı olduğumu söylerler. Güvenilir ve dürüst olduğuma inanırım.

İnsanın içini ısıtan Sadri Alışık selamıyla selamlarım hepinizi.

Bitti.


Emine Altun / Genel Merkez Mutfak ve Temizlik Sorumlusu

Annem bana hamileyken, babam annesini kaybediyor. Özlemini dindirmek için bana annesinin ismini koyuyor. Özlemini dindirdi mi bilmem ama uzun bir süre beni annem diye sevdiğini hatırlıyorum. İşte böylelikle hayatın taşlı yollarında yürümeye başladım. Hâlâ yürü yürü bitmiyor, taşlı yoldan asfalt yola bir türlü geçemedim. Bu yolda hep yalnız değildim tabii… Bir süre sonra eşim, kızım Dilan ve oğlum Emir de bana katıldı. Onları çok seviyorum…

 

 

 


Funda Alcin / Bursa İletişim Sorumlusu

Ağustos sıcağında dünyaya gelen Funda bebeği, doktoru çok sevip poliklinik poliklinik gezdirdiğinden midir bilinmez, ama annesi çocukluğundaki haşarılığını o günlere bağlar. Çocukluğu kendisinden 2 yaş büyük erkek kardeşinin peşinden koşup, futbol oynamak ve ağaç tepelerinden düşmekle geçer. Yaramazlıklarının önüne geçemeyen ailesi çareyi okul voleybol takımına yazdırmakta bulur. 8 yıl profesyonel olarak sürdürdüğü voleybol maratonuna üniversiteye başlaması ile ara verir. 2010 yılında Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölümü’nü kazanır, ikinci sınıfa geçtiğinde ise aynı üniversitenin Sürekli Eğitim Merkezinde part-time çalışmaya başlar. Yaklaşık 3 yıl süren MÜSEM yolculuğunun ardından üniversiteden mezun olur. Mezun olduğu bölümde iş arayışına başlar, fakat denemeler neticesinde fark ettiği şey, çoğu mezun gibi mesleğini yapmak istemediğidir. Hayallerinin peşinden giden Funda, eğitim alanında kendini geliştirmeye başlar. Girdiği bu yolda, onu hayallerine taşıyan bu güzel aile içinde kendini bulur.

 


Gamze Aras Asapoğlu / Elma Yayınevi Yardımcı Editör

18 Haziran 1983 tarihinde kendisinden sonra doğacak olan dört kardeşin ablası olarak dünyaya geldi. Yaşlanmaktan korktuğu için henüz ilkokula giderken kardeşlerine “Bana bir daha abla diye hitap etmeyin” dedi ve konu kapandı.

Başkentten küçük ilçelerine gelen öğretmeni Nuran Evran sayesinde kitaplarla tanıştı. İlk kitabını babası aldı – Kemalettin Tuğcu/Baba Evi- ve aldığına pişman oldu. Çünkü kızı harçlıklarının tümünü kitaplara harcıyordu.

Henüz ortaokul sıralarındayken Türkçe Öğretmeni Emine Aktuğ’a olan hayranlığı sebebiyle şöyle bir karar aldı; önce edebiyat fakültesini bitirip edebiyat öğretmeni olacak sonra da gazeteciliği bitirip gazeteci. Lise yıllarına gelince gazetecilik ağır bastı ve tercih listesine sadece Ankara’da bulunan iki üniversiteyi yazdı. Şansı yaver gitti ve Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandı. 4 yıllık okulu 5 yılda bitirerek sektöre hızlı(!) bir giriş yaptı. Hayalleri ile gerçekler çakışınca son çalıştığı iş yerinden istifa edip beklemeye başladı. Bir dönem özel gün fotoğrafçılığı yaptı ama ondan da tat alamadı.

Hayatının her döneminde kitaplara sığındı ve onlardan hiç vazgeçmedi. Yolunun bir gün kitaplarla kesişeceği inancıyla yaşadı ve sonunda en sevdiği meyvenin adını taşıyan Elma Yayınevinde kendisini buldu. Şimdi o ağacın bir meyvesi olarak; yaşayarak, izleyerek ve okuyarak büyümeyi sürdürüyor.


Gaye Önsel / Genel Merkez İnsan Kaynakları Yöneticisi

Adının Gaye olmasından mıdır bilinmez ama dünyaya bir “amaç” uğruna geldiğine inananlardandır. 80 yılında dünyaya gelse de onu tanıyanlar 68 kuşağından olduğuna inanırlar. Özgür, yaratıcı, özgün, fazlaca empatik ve tipik bir kova kadını…

Eğitilmekten ve eğitmekten hiç vazgeçmemiş, bilginin gücüne fazlasıyla inanıp, o eğitim, bu seminer, sırada yüksek lisans derken çocuk da yaparım kariyer de diyerek DENİZ’ini dünyaya getirmiştir.

Mesleği olan insan kaynaklarından, yazı çiziden, psikolojiden, müzikten, yeni yerler keşfetmekten ve insanı tanıma çabasından hiç vazgeçemeyeceği söylenir.

 


Gizem Aksoy Feyzifar / Genel Merkez İş Geliştirme Uzmanı

Yapılan her testin sonucunda %100 Egeli çıkan ben 1987’nin Mart’ında Aydın’a kar getirerek “Hoş buldum hayat!” dedim. Annem ve babam ile denizdeki özgürlüğün tadını çıkarak büyüyen bir çocuk oldum. Doğacak kardeşimle birlikte babama kimin bakacağı sorusuna cevap bulamamış olacağımdan, anaokulunu ilk dönem sonu bırakma kararı aldım ve o zamanki “ben”in deyişiyle “Ön kapıdan girdim, arka kapıdan çıktım.” Hayallerimin büyüklüğü ile 23 Nisan’da Aydın’a vali oldum. Gençlik başımda duman iken Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde içimdeki Gizem’i buldum. Okumak bitmez diyerek Yüksek Lisans ve ardından hep merak ettiğim Medya ve İletişim ile ikinci üniversite yollarını yürüdüm. İstanbul Rahmi M. Koç Müzesi’nin buram buram tarih kokan salonlarından Aydın’nın Tales Matematik Müzesine yönetici olarak transfer oldum. “Hayat özgürlüktür, keşfetmektir, mutlu olmaktır” dedim, devam ettim. “Hayatta, asla Ankara’da yaşayamam ben!” derken, avuç içi kadar mutluluğun peşinden giderek Ankara’yı sevmeme sebep Murat’ıma erdim. J Bilginin kaynağını ararken Akademi Ailesinin bir ferdi oluverdim.

“…biz biliriz ki bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir. Burayı seversen, burası Dünya’nın en güzel yeridir. Ama Dünya’nın en güzel yerini sevmezsen, orası Dünya’nın en güzel yeri değildir…” Vizontele


Gökçen Acuner / İstanbul Bölge Müdürü

Kömür madenlerinin (kara elmasın) merkezi olan Zonguldak’ta, kara bir çocuk olmam beklenirken kavun gibi sapsarı bir çocuk olarak dünyaya geldim. Hacettepe Üniversitesi Büro Yönetimi ve Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümlerini bitirdim. Prokon Mühendislik Şirketinde yaptığım staj ile ilk iş deneyimimi yaşadım. Üç aylık çalışma sonucu stajıma devam mı, tamam mı kararının verileceği gün parmağımı zımbalamam sonucu ilk iş tecrübemi sonuçlandırmış oldum. 1998 yılında Ahmet Şerif İzgören ile tanışma fırsatını yakalayarak kendisiyle yaptığım iki dakikalık iş görüşmesi sonucu profesyonel anlamda ilk iş tecrübem olan İzgören Akademi’ye demir attım. Hatta ortak bile oldum. 1998 yılından bu yana İzgören Akademi Genel Merkez’de çeşitli pozisyonlarda görev yaptım. Şu an İzgören Akademi’de danışman ve yönetici koçu olarak görevime devam etmekteyim. 🙂

Evli ve fotoğrafta yanağıma yapışık olan, adının özelliklerini tamamıyla taşıyan BORA’nın annesiyim.


Gökhan Okçu / Yönetim Kurulu Üyesi

Üç çocuklu bir ailenin, baştan ve sondan ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Bu arada kalmışlık onun gerçek kimliğini bulmasını geciktirdi. “Küçüktür dövülmez, büyüktür döver” derken kardeşi ve ağabeyi arasında kaldı. Mahallede kendine dövecek adam ararken çok dayak yedi. Kafasına aldığı darbelerden olsa gerek, ailesi yola gelsin istedikçe o yoldan çıktı. Normalleşemedi. Mühendislik okudu, bunun dışında onlarca iş yaptı ve sonunda eğitmen olmaya karar verdi. İyi ki de öyle yaptı. Şimdilerde faydasına inandığı bilgileri, estetik şekilde sunacağı sıra dışı eğitimler tasarlıyor ve bunun için en doğru yerde, İzgören Akademi’de çalışıyor…:)))

 

 


Gülderen Çopur / Elma Yayınevi Projeler Sorumlusu

Biri 15, diğeri 25. Koydu çocuklarını bir kenara, başladı diğerleriyle uğraşmaya. (Bu, Güler’in tanımı. Bayıldım ve alıntı yaptım Güler.) Tutkuları, kitap okumak ve tenis sporu. Bu sporu yeterince yapmasa da küçük oğluna yaptırdı, izlemeye ise devam ediyor. Bütün büyük turnuvaları özenle takip eder. Özellikle Rafa’yı izlemeyi kaçırmaz. Kitap okumaya gelince; sıkı bir polisiye okurudur. Okuduğu kitapları anlatmaya bayılır. Hele bir de yayın aşamasında bulunduysa kitabın, okumaktan başka çaren yoktur; okutana kadar asılır. Elma Yayınevi’nde çocuklara kitap okutmak için çalışıyor.

 

 


Hüseyin Yılmaz / Elma Yayınevi Depo ve Sevkiyat Sorumlusu

1991 yılının soğuk bir şubat gününde dünyaya geldim. Güzel bir çocukluk geçirmekle beraber, doksanlar kuşağının son temsilcileri arasında yer almak hep mutluluk verdi bana.

Kitaplarla ilkokulda tanıştım, daha o zamanlar beni içlerine almayı başarmışlardı. Normal bir ilkokul ve lise hayatı geçirdim. Üniversitenin Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünü, “Sekreter mi olacaksın?” sözlerine aldırış etmeden geç de olsa bitirmeyi başardım.

Her ne kadar okuduğum bölüme sıcak bakmasam da o yıllar beni bilardoyla tanıştırdı. Bilardo masasındaki sınırlı alan içindeki sonsuzluk ve topların muhteşem ahengi beni büyüledi. Profesyonel bilardo oyuncusu olma yolundaki ilerleyişim hız kesmeden devam ediyorken, kitaplara olan ilgim beni Elma Yayınevi ile tanıştırdı. Elma Ağacından kitapları koparıp, okumaya ve öğrenmeye aşık insanlara ulaştırıyor olmak, şu sıralar yaptığım en keyifli ve güzel şey.


İpek Arman / Elma Yayınevi Editörü

Gördüğü her tepeye dağ muamelesi yaparak tırmanmaya kalkan, keyfi için okuduğu kitaplarda gördüğü hataları düzeltmekten dolayı bir türlü kitabı okuyamayan bu kadın, 1966 senesinde Ankara’da doğmuştur.

“Yaşına başına aldırmadan” deyiminin tüm gereklerini itinayla yerine getiren İpek, “Hııı antropoloji mi, o da ne?” diye sorulan yıllarda inatla antropoloji okumuş, daha da ileri gidip yüksek lisansını da aynı dalda yapmıştır. Hayatının önemli bir bölümünü kazılarda, iskeletlerin yaş, cinsiyet vs. özelliklerinin tayinini yaparak geçirmiş, üniversitede çalışmış ama sonra Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği derken, soluğu TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’nda almıştır. 12 senelik editörlük deneyiminin ardından emekli olmuş ve kendi yazdığı kitaplarla ve dağlarla daha çok ilgilenmeye başlamıştır. Ancak editörlükten de pek vazgeçememiş ve önce dışarıdan sonra da tam içeriden Elma Yayınevi’nde editör olarak çalışmaya başlamıştır.

Yunus çocuğun ve Cips köpeğin annesi olarak da hâlen hayatı edit etmekle meşguldür.


Kenan Gönülal / İzgören Akademi İzmir Temsilcisi

Kocaman kalbi olan bir annenin, dağları aşan bir sabra sahip babanın büyük çocuğudur. Biriktirdiği dostları , gurur duyduğu bir kardeşi vardır. Ağustos ayında doğsa da sonbaharı sever, ama İzmir’de her mevsim çok güzeldir onun için.

Tam bir İzmir aşığı olduğu için de hayatının büyük bir kısmını İzmir’de geçirmiştir zaten. Üniversitede ekonometri okumasına rağmen hep satış alanında çalıştı,  ama İzgören Akademi’de katıldığı Eğitmen Uzmanlık Programı’yla bir mesleğe aşık oldu bu sefer. Düştü bilginin peşine.

Şimdi de İzgören Akademi ve Elma Yayınevi’nin İzmir Temsilcisi olarak görev yapmakta. İzmirli olsa da efelik yaptığı pek görülmemiştir ama dayıdır hani. Hem de cıvıl cıvıl, yaramaz mı yaramaz, küçük bir cimcimeye dayıdır. Kitap okumayı çok sever , bir de o cimcimeyle konuşmaya bayılır.


Mehtap Gervan / Kocaeli Kurumsal Projeler Uzmanı

1987 yılının Kasım ayında dünyaya geldi. Babası onu erkek olarak beklerken o, kız olarak doğdu. Bu nedenle midir bilinmez kendisini babasının erkek kızı ilan etti. Sokaklarda futbol oynadı, çocuklarla kavga etti, 7 yaşındayken sokaktaki arkadaşları ile bir tiyatro ekibi kurup evinin arka bahçesinde ücretli oyun sergiledi.

Küçükken sıkı bir Tansu Çiller hayranı olan Mehtap, “Büyüyünce ne olacaksın?” diye soranlara “Ben Tansu Çiller olacağım. Ülkeyi yöneteceğim..” diye cevap verdi. Aslında içten içe dünyayı yöneteceğine inanırdı.

Bu yolda ilerlemek adına Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Tam dünyayı yönetme planları yaparken hayat onu farklı bir yola sürükledi ve karşısına İzgören Akademi çıktı. Sonra her şeyden elini eteğini çekip kendini bu kuruma ve işine adadı.

Ailesi ve kardeşlerine çok düşkündür. Klasik arabaları çok sever ama Vosvos onun için bir tutkudur.


Merve Öztürk / Kocaeli İletişim Sorumlusu

9 Ağustosta ailesine merhaba demiştir. Kendisi aslan burcu olup burcunun tüm özelliklerini taşımaktadır. Onu var eden cesur olması , kararlı olması ve kafaya koyduğunu hayata geçirmesidir. Risk almaktan asla korkmaz. Sinop’lu olup babasının işi nedeniyle İstanbul’a oradan da en son istikametleri olan mersine taşınmışlardır. Sanata meraklı olan merve ilk resimle açılış yapmıştır daha sonrasında bir olay sonucu resim yapmayı bırakarak müziğe yönelmiştir yalnız ne var ki tiyatro aşkı ağır basarak beş sene boyunca aktif olarak tiyatro oyunculuğu yapmıştır işi ilerleterek şehir şehir dolamıştır. Üniversite’yi sivas’ta okuduğu için kendisi kardan nefret eder. Sosyal bilimcidir psikoloji ,sosyoloji ve insan kaynakları alanında okuyup yazar çizer. 2013 yılında Şef’in seminerine gider kurumunu çok övdüğü için hadi bu kurumda staj yapayım diyerek yolu kesişmiştir. Kuruma girmesi yaklaşık altı ayını almıştır kendisinin Ankara’da staja kabul edilmez bir türlü tarihlerde anlaşamadığı için sonrasında kayseri bölge müdürlüğünde yasemin ünalın yakasına yapışarak staj yapmak istediğini söyler ve ne yazık ki ondan da red cevabı alır. Bir akşam arkadaşıyla tatile gideceği günden bir gün önce yasemin ünal staja kabul edildiğini hemen başlayabileceğini söyler. Hemen valizini toplar ve kendisini İzgören Akademi’de bulur. Sonrasında hızını alamayıp Garanti Bankası,Türkiye Enstitü kurumlarında staj yapar. Aynı zamanda YGA kuruluşunda ve Toplum gönüllülerinde gönüllü olarak çalışmıştır. Mezun olduktan sonra Doğuş Holding ve Metro Cash&Carry kurumlarında staj yapmıştır. Kariyerini insan kaynakları yönetimi alanına çevirerek bu alanda yüksek lisans yapmaktadır. İzgören Akademi’den teklif gelince kariyer basamağına ilk açılışını yaptığı kurumda iş hayatına başlangıç vermiştir.


Ömer Emre Kaya / Danışmanlık Projeleri Yöneticisi

Ömer Emre Kaya Ankara’da dünyaya geldi. İlköğretim dönemini Fethiye’de doğa ile iç içe geçirdikten sonra ailesi ile birlikte tekrar Ankara’ya döndü ve ortaokul – liseyi Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi’nden “İşletme” dalında lisans ve “Yönetim Organizasyon” dalında yüksek lisans derecelerini aldı.

Üniversite dönemi boyunca yarı zamanlı olarak hizmet sektöründe kongre organizasyonu alanında çalıştı ve aynı zamanda uluslararası bir öğrenci organizasyonu olan AIESEC Ankara şubesinde gönüllü faaliyetlerde bulundu.

2002 yılından itibaren tam zamanlı olarak çalışmaya başladı. 2002 – 2015 yılları arasında çeşitli özel sektör kuruluşlarında eğitim, danışmanlık, bilişim, proje yönetimi ve dış kaynak kullanımı alanlarında koordinatör, eğitmen ve danışman olarak görev yaptı. İş Planı Hazırlama, Fizibilite, Girişimcilik ve İş Kurma Süreçleri, Proje Yönetimi, Pazarlama Planlaması, Bireysel Vizyon Gelişimi ve Koçluk eğitimleri verdi. İş Planlaması, stratejik planlama, pazarlama planlaması, re-organizasyon ve süreç iyileştirme alanlarında danışmanlık faaliyetleri yürüttü.

2016 yılının başından itibaren de İzgören Akademi’de “Danışmanlık Projeleri Yöneticisi” olarak görev yapmaya başladı.

Aynı zamanda profesyonel olarak müzikle uğraşan Ömer Emre, 2007 yılından bugüne kadar Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya ve Muğla/Fethiye’de çeşitli mekân ve organizasyonlarda yaklaşık 400 sahne performansı gerçekleştirdi ve elektro ve akustik gitar dersleri verdi. Sahne performanslarına ve gitar derslerine Ankara’da devam ediyor.

Kişisel ilkesi “Hayat boyu öğrenmek ve insanların bilgi ve anlayışına katkıda bulunmak” tır.


Özgür Öztürk / Karadeniz İletişim Sorumlusu

1994 yılının Mart ayının ilk günü doğmuşum. O ay Ramazan ayıymış. Sonra büyümüşüm çok Ramazanlar geçmiş okula başlamışım. Hala okula gideceğim ilk gün sanki dün yaşamışım gibi aklımdadır. Bundan dolayı mıdır bilinmez ama ilköğretim, lise ve nihayet üniversitede okul değiştirdim.(O yeni okul heyecanını yaşamak için 🙂 ) Üniversite hayatımda topluluklarda üyelikten, başkan yardımcılığına kadar aktif roller üstlendim. He birde ilk göz ağrım olan Pusula adında bir dergi çıkarttım. Hayatı anı biriktirerek ve hikayeleştirerek yaşamayı kendime kural edindim. Yüksek lisans yapma isteğimi saymazsak 2017 Haziranı itibariyle müfredatlı öğrenim hayatım bitti. Tabi İzgören Akademi benim için hiç bitmesini istemeyeceğim bir okul. Ahmet Şerif Hoca ile Trabzon Bilfest organizasyonunda görevli iken merdivende tanıştım. En nihayet İzgören Akademi’de 20 Şubat 2017 tarihinden itibaren çalışıyorum. Yeteneklerim ve sevdiğim şeylerden bahsedecek olursak bunların en başında bağlama çalmak gelir. Kültürümüzün en önemli yadigârıdır bana göre. Bunun yanı sıra amatör olarak piyano ve ney de çalıyorum. Belki de en önemlisi ailemi çok seviyorum.

 


Özlem Erbaşlar / Bursa Bölge Müdürü

İlkokulda flüt kursuna giderken müziğe ve öğretmenine hayran kalan, annesi TRT’de pazar günleri yayınlanan “Pazar Konseri”ni kapatırken o kendisini koltukta, çıtı çıkmadan konseri izlerken bulan ve müzik öğretmeni olacağını söyleyen bir çocukluk geçirmiştir. İş üniversite tercihlerine gelince ısrarla konservatuara gitmeyi söylemesine rağmen mühendislik okumasının daha yakışır olacağını düşünen ailesinin ısrarları sonucu Bursa’da Ziraat Fakültesine kaydını yaptırmıştır. 2 yıl Bursa’da olmanın tadını çıkarmış, müzik bölümünde okuyan arkadaşıyla onun derslerine girmiş ve ders notlarını tutmuştur. 2 yılın sonunda bölümü gereği, kulağında Vivaldi, elinde atrapla kelebek peşinde koşmuş, laboratuvarda böcek üretmiş, çekirge yakalamış, böceklerin büyülü dünyasını keşfetmiş ve hayran kalmıştır (hamam böceği hariç). Karşısına bir fırsat çıkmış “Pedagoji “ eğitimi almış ve mezun olur olmaz öğretmenlik mesleğine başlamış, sabahtan akşama kadar müzikli eğitim yapmış, öğrencilerinin tertemiz duyguları ile eğitilmiştir. Kaliteli olduğunu sanarak özel sektörde kalite sistemleri yöneticiliği yapmıştır. Kalitesini artırdığını düşünen ve krizden etkilenen bir firmanın ona özgürlük belgesini vermesinin ardından girişimci olmuş ve İzgören Akademi’nin Bursa Bölge Müdürlüğü’nde Kurumsal Projeler Yöneticiliği görevini yürütmüştür. Bölge müdürünün ayağını kaydırmıştır ve Bursa Bölge Müdürü olarak çalışmalarına devam etmektedir. Afacan soyisminin de kullanılmasında ısrar eden Özlem Afacan Erbaşlar, Türk edebiyatının şair ve yazarlarının kitaplarını yanından ayırmayan ve miras kalan değerleri yaşatmak için çabalayan bir arkadaşımızdır.

Sait İşseven / Elma Yayınevi Kurumsal Projeler Sorumlusu

Soyadı hep yanlış yazıldığı için karşısındakilere soyadını hecelemekle geçti ömrü. 1989’un Ocak ayında doğduğu için olsa gerek, çocukluğu hastane köşelerinde geçse de artık sağlığı iyi ama anne hâlâ ikna olmuş değil.

Lise yıllığındaki “Kapalı kutu gibidir, hala çözemedik” yazısını, üniversitedeki arkadaşlarının “Her taşın altından sen çıkıyorsun” sözünü ve Gökhan’ın “Oğlum Sait, hayatı sorgulama sebebimsin” sözünü İsviçreli bilim insanları çözmeye çalışıyor. Öğrenciliği ve okumayı sevdiği kadar sınavları hiç sevmez. “Başarı için sınavlar kalkmalı” sözünü ortaya atmış okulda ama Pamukkale Üniversitesi İşletme Bölümü’ndeki hocalarını ikna edebilmiş değil.

Üniversitenin ikinci yılında hayatından KPSS’yi çıkardığı için hemen iş hayatına atıldı. Aynı anda da iki üniversite okuduğu için daha birinden mezun olmuş durumda. Zaten yüksek lisans doktora derken okul hayatı bitince emekli olmayı düşünüyor.

Dünya barışı iyilikle sağlanacak inancıyla çıktığı yolda 2012 yılında Uğur Böcekleri ile tanıştı ve şimdi Elma Yayınevi’nde kamufle olmuş şekilde göreve devam ediyor.


Samet Kaya / Karadeniz Kurumsal Projeler Uzmanı 

7 Temmuz 1988 sabahı hastaneyi bekleyemeyip evinin sıcaklığında hayata gözlerini açtı. Bu sebepten olsa gerek aşırı evcil olup, kendisini bıraksanız evden çıkmadan uzun bir süre yaşayabilir. Yengeç burcunun birçok özelliğini gösteren Samet, ailesinin demesine göre her çocuk gibi bağırarak değil, sessizce ağlarmış.

İş hayatına çocuk yaşta aile işletmesi olan restoranlarda masa silerek, kasada hesap alarak başlamış ancak bu sektörde çalışmanın zorluklarını görmüş olacak ki sadece gönüllü olarak ailesine yardım etmekle yetinmiş. Ortaokul yıllarında müziğe olan ilgisini gören eniştesi kendisine bağlama hediye etmiş, fakat o işin seslendirme tarafını seçip korolarda şarkı söylemeye başlamış.

2011 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Jeoloji Mühendisi olarak mezun olur olmaz soluğu İngiltere’de alan Samet, 6 aylık dil eğitiminin ardından Türkiye’ye dönmüş ve meslek hayatına İstanbul’da yabancı ortaklı özel bir mühendislik firmasında başlayarak Tekfen, Rönesans, BOTAŞ, Sinpaş GYO gibi kurumların önemli projelerinde görev almıştır.

Üniversite yıllarında izlediği Avucunuzdaki Kelebek videosu ile başlayan İzgören Akademili olma tutkusu, kapıları aşındırmak suretiyle 2015 yılında gerçeğe dönüşmüştür. Akademiye sızma konusundaki ısrarını evlilikte de gösteren Samet, erken evliler kervanına Gülşah adında bir güzelle 31 Mayıs 2015’te katılmıştır.


Serpil Nazlıer Dalaslan / Genel Merkez Kurumsal Projeler Uzmanı

6 Ocak 1987 yılında bir obez olarak dünyaya geldiğim yönündeki iddialar doğrultusunda, çizgimi bozmadan iddia sahiplerini haklı çıkarmak istercesine yeme dürtüm ve ben “yuvarlana yuvarlana” ve “düşe kalka’’ hayatımı sürdürmekteyim. Obezitenin bir hastalık olduğunu düşünen bilim adamlarının aksine, sonradan kazanılan değil de doğuştan gelen bir YETENEK olduğunu düşünen ben, yemek yemeyi seviyorum.

80 kuşağının son halkasını oluşturmak için bana verilen bu şansı sadece yemeyle değil, mahalle bakkallarının marketlerce, marketlerin süper marketlerce, süpermarketlerin ise AVM’lerce yutulduğu dönüşüm sürecinde, bu dev marketleri yalnız bırakmayıp “alışveriş çılgınlığı” kültürünü gençlerimize kazandırmaktaki rolümün de takdire şayan olduğunu düşünüyorum.

TED Ankara Koleji’ndeki 11 yıllık öğrencilik kariyerimin sürgüne döndüğü yılları, acı ve tatlı hatıralarımı cebime koyarak noktaladıktan sonra, Trafik Hastanesi’nden bozma minik ve sevimli bir üniversitenin işletme bölümünün göz açıp kapayana kadar geçen süre zarfında en hızlı mezunu olmuşum.

Kariyer basamaklarını yürüyen merdivene çevirme meziyetine sahip olup, o merdivene ters binme basiretsizliğini gösteren “Ben ne olacağım?”, “KPSS’ye mi girsem yoksa girer gibi yapıp bana dünyaları vaat etmek için kollarını açmış, beni bekleyen, o sermayesi tavan yapmış şirketlere yönetici olarak mı girsem?” çelişkisiyle zamanımın boşa harcandığının farkına varmadan güzel zamanlar da geçirmişim. Ama gerçeğin daha zor olduğunu görmek de lazımmış. Erkeklerin “At, Avrat, Silah” üçlemesine karşı “Ye, Gez, Alışveriş Yap” üçlemesinin elebaşıyken, canım annemin ocakta başıma dökmek için kaynattığı, içerisine de “İşsiz Kalacaksın” tozu attığı suyu fark etmemle birlikte bu görevime de son vermek zorunda kaldım.

Ama bakın, şimdi buradayım. Nerede miyim? Beni o korkularımdan, fobilerimden, baskılarımdan kurtaran, burada yaşadığım her anı unutulmaz kılan, iş hayatını öğreten, eğiten, destekleyen, yalnız bırakmayan ve üzerine birde para veren yeni okulumdayım. Neresi mi? Tabi ki İzgören Akademi.


Seval Suna / İzgören Akademi Muğla Temsilcisi

Soğuk bir şubat gününde tipik bir balık burcu olarak Diyarbakır’da dünyaya gelmişim. Eskiden bebekler doğduğunda 40 günden önce evden dışarı çıkarılmazlarmış. Ailem benim 40. gün gezmemi babamın öğretmenliği dolayısıyla İstanbul’a taşınarak yapmışlar. O gün bu gündür sürekli geziyorum. (Diyarbakır, İstanbul, İzmit, Ankara, Muğla) 4 çocuklu bir ailenin 3 numarası olarak evin bütün angarya işlerini ben yaptım. Komşuya bir tabak dolma götürmek, komşudan yumurta, yoğurt vs. istemek, fırında pide kuyruğunda beklemek, bakkal, pazar, tuhafiye işleri hep benden sorulurmuş. “Neden ben?” diye sorduğumda, “Sen beceriklisin, sen yaparsın, sen güler yüzlüsün, insan ilişkilerin kuvvetli, (ne alakaysa, alt tarafı ayak işleri!)” cevabını almışım. Bunun kötü ama üzerimde çok etkili bir motivasyon çalışması olduğunu anladığımda aradan yıllar yıllar geçmişti. Sayısalcıyım, hesabım kuvvetli diye kendimi avutarak Gazi Üniversitesi Matematik Bölümü’nde (okumaya!) çalıştım. Okulumun her yıl bir yıl daha uzayacağını gördüğümden 3. sınıfta üniversiteden ayrıldım ve 1996 yılında, öğrenci olarak yolum Academy International ile kesişti. Kayıt sırasında Ahmet Şerif İzgören’i ve ortağı Hakan Akın’ı sorduğum sorularla canlarından bezdirdim. Bu zorlu kayıt sürecinden sonra beni kapılarından bile sokmamaları gerekirken, kendimi hem öğrenci hem de Academy’nin ilk çalışanlarından biri olarak buldum. Herkesin bulunmak isteyebileceği bir kurumda, özellikle de Şerif Bey ile çalışmak en büyük şansım oldu. 2000 yılında evlenip Marmaris’e yerleştim, kızımı büyüttüm ve yıllar sonra yine yeni yeniden bu büyük aileye, ikinci sıcak yuvama, İzgören Akademi Muğla Temsilcisi olarak döndüm.

 Sevil Alkan / İstanbul Kurumsal Projeler Uzmanı

O bir Ankara’lı, o bir çığırtkan, o bir çenebaz, o bir sesini çok güzel zanneden, o bir sesinin güzel olmadığı söylendiğinde inadına söyleyen, o bir o bir o bir İzgören Akademi İstanbul neferi.

Bilkent üniversitesi İşletme fakültesinin ardından çalışma hayatına balıklama dalarak 10 yıl sonra yüksek lisans yapmayı unuttuğunu farkedip üniversite hayatına Ankara Üniversite’sinde geri dönüş yapmıştır. Satışta başladığı iş hayatında uzunca bir süre satın alma yaptıktan sonra tekrar yönünü satışa çevirmiştir. 2004 yılında Dış Ticaret eğitimi ile tanıştığı İzgören Akademi ile yıllar sonra Eğitmen Uzmanlık Programında tekrar bir araya gelmiş ve en nihayetinde küçük darbelerle kendine 2016 yılı başında İstanbul ofiste yer bulmuştur.

5 yıl önce tahta bir bavulla geldiği İstanbul’da eşi Onur ve kendinden daha da çığırtkan 4 yaşındaki kızı Ada ile kendisinin İstanbul’dan büyük olduğunu ispatlama çabaları devam etmektedir.


Sevim Yaylagül / Elma Yayınevi Mutfak ve Temizlik Sorumlusu

1972 yılında Yozgat, Çayıralan’da doğdum. İlkokulu Yozgat’ta bitirdikten sonra Kayseri’ye taşındım. Evlenene kadar Kayseri’de yaşadım, daha sonra eşimin görevi nedeniyle Ankara’ya taşındık.

Göksu ve Hasan Mert adında iki çocuğum var. Çocuklarımın olduğu kadar, Elma Ekibi’nin kilo alması için de canhıraş çalışmaktayım.

 

 

 


Sibel Ötegen / Kayseri Bölge Müdürü

Kayseri’nin en büyük ilçesi olan DEVELİ’de doğdum. Bana göre o kadar büyüktü ki hâlâ “Nerelisin?” diye sorulduğunda ilk olarak Develi sonra Kayseri derim. 3 kız kardeşin en küçüğüyüm. Doğduğumda her ne kadar babam “Bu da mı kız oldu?” dese de sonrasında beni sevmişler, aralarına almışlar. Ama yine de bebekler yerine takla atan arabalarla oynamaktan ve erkek berberinde saç kestirmekten kurtulamamışım (fotoğraftan anlaşıldığı üzere). Okuma yazma öğrenir öğrenmez soluğu kütüphanede almışım. İlkokul 3.sınıfta orada yapılan ilginç bir yarışmayı kazanarak ödül olarak aldığım “Osmanlı Edebiyatı’nda Gazel İncelemesi” adlı kitapla bu isteğim artmış. Okuya okuya bu zamana kadar geldim. İlk iş tecrübem bir ilaç firmasında oldu. Orada dikiş tutturamayınca İzgören Akademi’ye girdim.

Sinem Perçin / Genel Merkez Kurumsal Projeler Uzmanı

Sıcak bir ağustos gününde dünyaya gelmiş ve tüm çocukluğunu mahallede arkadaşları ile oyun oynadıktan sonra saatin kaça geldiğini unutarak eve tüm enerjisi biterek dönüp sabaha kadar deliksiz ve binbir türlü rüyalarla süslediği uykularla geçirmiş. İlkokulu mahalledeki Bademlidere adlı küçük okulda okumuş. Tüm dünyası o mahalle ve en fazla karşıdaki orman sınırlarına kadar genişlemiş bir ilkokul serüveni… Ortaokula geldiğinde sınırları bir anda genişlemiş ve üç sene yürüyerek gidip geldiği ve mesafesi bir saati bulan okul yolundaki hayalleri ile güzelleşmiş bu üç sene. Sonraki üç sene de normal bir lise hayatı geçirdikten sonra üniversiteye hazırlıkla geçen bir üç sene daha geçmiş ve artık istediği okul olan Ankara Üniversitesi’nin istediği bölümü olan Gazetecilik’te okumuş. Mezun olduktan sonra sektörün gerçekleri ile yüzleşip kendi sektöründe çalışmaktan vazgeçip farklı sektörlerde iş hayatına dalarak çalışma hayatına girmiş. Dört sene “spor” sektöründe aktif olarak çalıştıktan sonra sporun yaşam kalitesini arttırdığına olan inancı azalınca, sektörü değiştirerek bir buçuk sene bir reklam ajansında çalışmış. Yeni bir teklifle aslında “İzgören Akademi” ailesine katılmasına vesile olan ve bu nedenle kendilerine minnettar olduğu Link Tıbbi Sistemleri’nden sonra “İzgören Akademi” ailesine katılmış.

Songül Düzgün / Elma Yayınevi Grafikeri 

Badem dalları aynı dille karşılarken ilkyazı, Ankara’da söyledi ilk merhabayı. Sevgiyle yoğruldu…

Kitabı hep sevdi, “Kitabına uydurmayı” hiç sevmedi. İlk ekmeğini kitap taşıyarak kazandı. On yıl süreyle Bilim ve Sanat Kitabevi’nde çalıştı. 2002-2007 yılları arasında yayımlanan Ankara’da Kültür ve Sanat Bülteni’nde yayın yönetmenliği ve grafikerlik yaptı. Elma Yayınevi ile o yıllarda tanıştı. Yasak meyveyi koparmadı ama yayınevinin mutfağında buldu kendini.

 

 


Şehnaz Dereli / Karadeniz Bölge Müdürü

Gelişmesi uğruna çok emek verdiği Samsun’da doğmuştur. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunudur. Yüksek lisansını işletme alanında yapmıştır. 2 yıl medya sektöründe enteresan şekilde ağır görevler yürüttükten sonra, Samsun TSO’nın transfer talebine hayır diyemediğinden aynı kurumun Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü olmuştur. 14 yıl boyunca bu önemli görevi yürüttükten sonra hayatındaki düzen ve konfor fazla gelmiş olmalı ki ani bir kararla istifa etmiştir. Bu kararından dolayı psikiyatriste gitmesi gerektiğine dair tavsiyelere içten içe gülmektedir. Çıktığı yolun doğruluğu ile ilgili, o kadar işte. Şimdilerde Karadeniz Bölge Müdürlüğü’müzün kurucu ortağı ve kurumsal projeler yöneticisidir. Nisan 2012’de olmayan bir işin teklifini kabul etmekle, ekibin görünmeyene inanan ilk insanı olmuştur. İnanmakla kalmamış baştan sona da süreci tasarlamıştır. İnandığı değerler ve insanlar uğruna acayip de kavga eder, bizden söylemesi… Tarihe ve yogaya olan ilgisi yoğundur. Nihayetinde ise Arda ve Defne’nin annesi, Yusuf’un da can yoldaşıdır.

Taner Dağeri / Karadeniz Kurumsal Projeler Uzmanı 

25 Ekim 1987 yılında Kayseri’nin İncesu ilçesinde 3 erkek çocuktan ikincisi olarak doğdum. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV ve Sinema bölümünde eğitimimi tamamladım.( İzgören Akademide işe başlayıncaya kadar.) Bu yıllarda birkaç sosyal sorumluluk projesine katıldım ve bunlardan bazılarını yönettim. Özellikle lösemili çocuklar ve kimsesiz çocuklar ile ilgili olan projelerin yönetiminde görev aldım. Bir taraftan da mesleki anlamda birçok ajans ve TV kanalında spikerlik ve muhabirlik yaptım. Eğitimimi tamamladıktan sonra askerlik görevimi yerine getirdim. Ardından bir yıl yöneticilik yaptığım bir zincir kafede çalıştım. Buradaki tecrübelerime dayanarak kahveden iyi anlarım. Antika, eski dergi ve kitaplara müthiş bir ilgim var. Hiç tanımadığım bir şehre bırakın beni kokusundan dahi müzeleri ve antikacıları elimle koymuş gibi bulurum. Ayrıca doğa sporlarına düşkünüm. Örneğin dağların denize paralel uzandığı şehirlerde denizleri değil dağları tercih ederim. Hobi olarak bir dönem maket gemi modelleme işi ile uğraştım ve bu alanda da ilerleyen zamanda kendimi geliştirmek istiyorum. Son olarak çocuklar ile vakit geçirmekten ve onları mutlu etmekten müthiş zevk aldığımı söyleyebilirim. “Unutulmamalıdır ki çocuklar insanın en yalın halidir.”

Ahmet Şerif İzgören / Yönetim Kurulu Başkanı

Siyah beyaz Türk filmlerini çok seviyorum, fakat fark ettim ki son bir senedir filmlerde biri öldü mü zır zır ağlıyorum. Okunmuş eski kitapları ve midye dolmayı çok seviyorum. Kazaklarımı ve tişörtlerimi küçüklüğümden beri ısırarak giyiyorum, çok acayip bir teknik, nasıl başladı bilmiyorum ama çok da pratik. Dişimi sola doğru normal fırçalıyorum, sağa doğru fırçalarken diş fırçası sabit, kafam hareket ediyor, bir türlü düzeltemedim. İki yeteneğim var: Çok yukarı zıplayabiliyorum. Bir de süper, çapkın tavşan taklidi yapabiliyorum. Küçüklüğümden beri öğlenleri mutlaka 15 dakika uyuyorum. Olması gerektiği kadar cesur ve girişimci değilim. Arkadaşlarımı çok severim ve çok eski arkadaşlarım var. 25 yaşımdan beri nefesli dalış yapıyorum. Budur.

Umut Sav / Genel Müdür

Eskişehir’de dünyaya geldi. Halen çok iyi “es es ki ki eski eski es” diyebilmektedir. 80’lerin başında Ankara’ya geldi ve tüm öğretim hayatı burada geçti. Sokakta maç yaptı. Tüf tüf oynadı. Apartmanda yangın çıkardı. Patlak top verip keçiboynuzu, leblebi tozu aldı. Komşulara “Müsaitseniz annem babam bu akşam size gelecek” dedi. Karşı mahalle çocukları ile hatırlamadığı sebeplerden dolayı kavgalara karıştı. Kara Şimşek, He-Man, Voltran, Alf, Zenginler de Ağlar gibi birçok şey izledi. Silifke ve Dinar yöresi folklor oynadı. Ankara 2. ligde lisanslı basketbolcu olup, şampiyonluk yaşadı.

Annesi, babası, 2 teyzesi, 3 eniştesi, amcası, yengesi öğretmen. 2 dedesi ve anneannesi köy enstitüsü mezunu emekli öğretmenler. Neredeyse tüm sülalesi öğretmendir. Eğitime çok inanır. AIESEC’le başlayan eğitim verme ve alma macerası halen devam etmektedir. Mavi uğur böceği olarak gönüllü, Akademili olarak profesyonel eğitimler vermektedir. 2 yıl İstanbul’da çalışmış ama pek yaşayamamıştır. Farklı kurumlarda projecilik, eğitmenlik, danışmanlık yaptıktan sonra 2004’te İzgören’e gelmiş sonra da ortak olmuştur.

Ailesini ve arkadaşlarını çok sever, onlara çok güvenir. Bu ülkenin insanına, toprağına, değerlerine çok inanır. Sevdiği ve inandığı her şey için bilgi paylaşmaya, öğrenmeye, üretmeye devam etmektedir.


Vildan Barış Örkmez / “Müzecik” Çocuk Edebiyatı Müzesi Sorumlusu

1973 yılının 2 Nisan’ı 3 Nisan’a bağlayan gecesinde, saat 00.30 da İstanbul’da babamın öğrencisi olduğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. İki erkek kardeşime abla oldum. Adım doğmadan önce konmuş “Barış”. Dünyada ve ülkemizde tek isteğimiz Barış demişler annem ve babam. Doğduktan sonra ise, doğumumun gerçekleşmesini sağlayan doktorun ismini eklemişler “Vildan”. Uzun, çok uzun yıllar en çok Barış’tım ben. Sonra kariyer hayatımın değişmesiyle bir baktım en çok Vildan olmuşum.

Yıllarca, bir kitap kurdu ve öğretmen olan annemin isteğiyle seçtiğim, okuduğum bölümü en güzel uygulayacağım yer diye düşündüğüm üniversite kütüphanelerinde çalıştım. Sonra bir gün farklı bir kariyer yolu çizmeye karar verdim kendime. Ankara Üniversitesi İnsan Kaynakları ve Kariyer Danışmanlığı yüksek lisans programını tamamladım. İşimden ayrıldım. Bir süre kariyer molası verdim. Tekrar çalışmaya karar verdiğim bir zamanda, canım Gaye’nin “Sen hala evde misin?”, Şerif Hoca’mın, “Müzecik, evet Müzecik’te bize bir şeyler katabilirsin” sözleriyle Elma Yayınevi ekibiyle tanıştım.

Yeni bir projenin içinde olmanın heyecanı bir yana, “Yok böyle bir yer” dedim kendi kendime. Sevgime sevgiyle karşılık veriyor, bana güvendiklerini hissettiriyorlardı. Ben, gerçek ben buymuşum, dedirttiler bana. Laf aramızda, bir kitabın kahramanı olarak beni çizdirmeyi düşünüyorlar.

Bilginin gücüne, eğitimin, kitapların ve sevginin dünyayı değiştireceğine inanıyorum. Bunlar için yılmadan çalışabileceğim yerdeyim işte…

Cüneyt’in eşi, Sarp Alaz’ın, Yiğit Ilgaz’ın ve kedi kızım Çakıl’ın annesiyim.


Yasemin Kaya / Kocaeli Bölge Müdürü

Ukrayna Uman Velihat Prensesi iken zaman makinesi ile yaptığım yolculukların birinde kendimi İzgören Akademi Eğitimlerinin içinde buldum. O gün bugündür neden hala prenses muamelesi yapmadıklarını anlamış değilim. Zaman makinesinin yakıtı henüz günümüzde üretilmediğinden geri de dönemiyorum. Bu durum kaderin bir oyunu olsa gerek diye düşünüp düşünüp duruyorum.

Zafer Erbaşlar / Bursa Yönetici – Ortak 

 

Dünyaya kız olarak gelmem planlanmış, (ki ultrasonla cinsiyet tespiti o tarihte henüz yok) kıyafetler ve isim (Şule) bile hazırlanmışken ben bir sürpriz yapıp 1968 kışının en soğuk günlerinden birinde Bursa’da bir erkek olarak doğmuşum.

Şaşkınlıktan bütün sülale isim bulamadığı için Yunanistan göçmeni komşumuz “Zafer olsun bu kızancığın adı.” deyivermiş. Deyiş o deyiş… 43 yıldır hayatım zaferlerle dolu sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Babamın memuriyeti yüzünden hiçbir okulu aynı kasabada tamamlayamadığım için üniversiteyi güç bela kazanıp aynı güçlükle bitirdim. Memur bir ailenin çocuğu olmama rağmen içimdeki girişimci ruh lise yıllarından itibaren kendini gösterdi. İlk işim hurda kâğıt toplama merkezindeydi. Üçüncü kamyondan sonra devletle ticaret yapmak için insanın dayısı olması gerektiğini anlayınca benim ilk girişimcilik hüsranla sonuçlandı. Ama ticaret kanıma girmişti, devamında lokantalara kültür mantarı satışı geldi. Taze ve küçük mantarları kendime ayırdığım ortaya çıkınca lokantacı esnafı arasında hiç de hak etmediğim bir şekilde kötü bir namım oluştu. Böylece bu girişim de yarım kaldı. Şansımı biraz da özel sektörde çalışarak denemek istedim. Tahmin edeceğiniz üzere genel müdürlüğe yükselemediğim gibi, muhasebe finansman müdürlüğünü yürüttüğüm son iki firma iflas etti. İçimdeki girişimci ruh yine ateşlenince İzgören Akademi’nin Bursa Bölge Müdürlüğü’nü kurmaya karar verdim. İzgören Akademi’nin Yönetim Kurulu Başkanı’nın çok samimi dostum olmasının hiçbir etkisi olmadı desem yalan olur. Vallahi o zorladı. Ama bütün ekibi en baştan “Bakın, benim bulaştığım kurumların akıbeti pek hayırlı olmuyor” diye uyardım ama dinletemedim.

Huzurlu ve mutlu bir ailenin parçası olarak Bursa Bölge Müdürlüğü görevini sürdürdükten sonra Yönetici-Ortak olarak görevine devam etmekteyim. Ama bendeki sürprizler bitmez. Dedim ya şimdilik.


Zeynep Günday / Genel Merkez Kurumsal Projeler Direktörü

 

 Karlı bir ocak günü Ankara’da dünyaya gelmişim. Babam o günü ajandasına şöyle not almış:

Bugün kızım dünyaya geldi.

Boy: 49 cm
Kilo: 2,90 kg
Hastaneye yattığı saat: 07:15
Doğum saati: 15:10

Bütün kuzenlerimi yakaladığım yerde muayene ettiğimden olacak ki evde herkes benim doktor olmamı beklerken, ben mühendis oldum. Güzel bir bahar günü yolum, benim için asıl okul olan İzgören Akademi ile kesişti. Önce Yönetici Asistanı olarak başlayan yolculuk, şu an Genel Merkez’de Kurumsal Projeler Direktörü olarak devam ediyor. Irmak adında bir kızım var. Boş zamanlarımda zor insanlarla başa çıkmayı severim.