Sen Sen Ol, Sakın Eğitim Falan Alma!

Baktığınıda beden dilidir, sunum teknikleridir, iletişimdir, diksiyondur, geri bildirim vermedir, koçluktur, falandır filandır yok bilmem nedir… Bunlar ve benzeri yığınla eğitim herkes tarafından alınıyor. Herkes hepsini alınca da herkes aynı oluyor, değil mi ya? Robot falan gibi yani.

Ya bilgiler? Bilgiler de hep birbirine yakın zaten. Hem zaten ne olabilir ki farklı olarak? Ben hayat üniversitesinde tüm anlatılanların ordinaryüsü oldum evvelallah.

Bu yaştan sonra, elini böyle yap, kolunu şöyle yap, aman böyle cümle kur, yaman gözünü şöyle bak… Eski köye yeni adet çıkaracaklar ya… İnsan 7’sinde neyse 70’inde de odur.  Hem bizi kabul eden, olduğumuz gibi etsin zaten. Çok lazımsa gençler alsınlar eğitim meğitim.

Ha, diyelim ki ben bunların hepsini aldım. Peki diğer insanlar? Yöneticiler, otobüsteki vatandaşlar, yolda yürüyenler, trafiktekiler… Hepsi de alacaklar mı sanki bunları? Öyleyse? Ben mi alıp dünyayı kurtaracağım. Çok lazımsa herkes alsın, sonra sıra bana da gelir.

Pozitif düşünelim, sevgi şöyle iyidir, aman saygılı olalım, güvenelim de güvenelim diye diye başımıza ettirecekler. Herkese layık olduğu gibi davranacaksın. Yok, öyle alttan almak falan. Bam bam bam…

Gemisini kurtaran kaptan devrindeyiz. Sen işini düzgün yap, çorbana bak. Zaten işte anam ağlıyor, bir de kalan zamanda bu ıvır zıvırlarla uğraşamayacağım. N’olcak yani, kredi kartı borcum mu ödenecek, maaşıma zam mı olacak? Valla beğenen beğenmiş, beğenmeyen de küçük kızına almasın. Sıkıntı yok!

Yani adam olmak için bunlara gerek yok. Eğitim alıp, herkes gibi olacağına, kendin ol, adam gibi adam ol!

OK?!

Uzun süredir, öyle çok duyar oldum ki bu söylemleri. Duydukça da öyle çok ne diyeceğimi bilemez oldum ki? Yok, söyleyenlere değil; hayatımızı daha yaşanır kılmak için bilimle, sanatla, sporla, kültürle ve eğitimle ömürlerini bizlere adayan insanlara. Gücüm yettiğince yetebildiklerimin notalarıyla, satırlarıyla, formülleriyle tanıştırmaya çabaladığım biricik kızıma da ne diyeceğimi bilemiyorum. Onu öyle bir dünyaya gönderiyorum ki, can güvenliğini sağlayacak tedbirleri alabilsem de, zihin ve yürek güvenliğini sağlayacak hiç bir tedbir alamayacağımı da görüyorum.

Sonra mı?

Zenginliğim geliyor aklıma. Hepimiz gibi benim de nüfus cüzdanımı çıkarttıkları an, sahibi olmaya hak kazandığım ve kimseciklerin de elimden alamayacağı o 2 metrekarelik arazimi düşünüyorum. Ne bir karış büyük ne bir karış küçük. Oraya ikamete gittiğimde, geride kalanlara tek bırakabileceğim şeyin, parayla ölçülebilecek bir zenginlik olamayacağı düşüncesi bir kez daha DANK ediyor kafama. Her şeye rağmen diyorum, kalanlara bırakacağım tek mirasın BEN olduğumu hatırlıyorum. O nedenle de BEN BANA diyorum ki, evet ne olursa olsun SEN SEN OL ama işte o SENİ nasıl yaratacağına karar vererek SEN OL! Yani değişmemeye gayret etmeyi, bana dokunmayan yılan bir yaşasın demeyi ve para dışında bir değeri kabul etmemeyi seçen değil; değişmek ve değiştirmek için, çevresinde olan bitenleri gücü yettiğince güzelleştirmek için ve değer kavramını adına kendisi dışındaki yaşama dokunmak için çabalayan SEN OL! Öyle bir SEN ol ki, arazinde istirahate çekildiğinde, biricik kızın SENSİZ kalmasın.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir