İyi Takım Olmak

Bildiğiniz en büyük buluş nedir diye sorsam size, ilk aklınıza gelenler nedir? “Ateş, tekerlek, elektrik, telefon, internet, kozmetik hatta uzaya gitmek” gibi onlarca farklı buluşu sayabiliriz. Benjamin Jenning “İnsanın en büyük buluşu anlaşarak ekip halinde çalışmaktır” demiş ve “İnsanın en büyük buluşu ateş, tekerlek, enerji veya maddi dünya ile ilgili herhangi bir şey değildir, o düşünceler ülkesindeki insanın en büyük buluşu, anlaşarak ekip halinde çalışmaktır” diyerek ekip olabilmenin önemini vurgulamıştır. Aslında hiç de haksız sayılmaz, bugün o büyük buluş olarak bahsedilen şeylerin tamamı ortaya atılan fikirleri birlikte bir takım olarak hayata geçmesiyle gerçekleşmemiş midir? Bu hayatta her birimiz son derece güçlü özelliklere sahibiz.  Tüm bunlarla birlikte bireysel olarak yapabileceklerimiz son derece kısıtlı ve güçtür. “Birlikten kuvvet doğar” sözü de buradan türemiştir aslında.

Bu yazıda da takım olmanın ve birlikte başarmanın inceliklerine dair bazı soruların cevaplarını arayalım istiyorum. Bu nedenle bana katılırsanız çok sevinirim.

O halde bir soru daha yöneltmek istiyorum sizlere. “Bildiğiniz en iyi takım hangisi?” diye sorsam. Şimdi 1-2 dakikalığına durun ve düşünün lütfen. Nedenleri ile birlikte size göre en büyük takımlar hangileridir?
Tekrar merhaba, aklınızda bazı örnekler geldi değil mi? Büyük oranda ilk aklımıza spor takımları geliyor. Sizdeki örnekleri duyamıyorum ama müsaadenizle sizin yerinize bazı örnekleri ve nedenlerini ben vereyim. 12 Dev Adamı hatırlıyor musunuz? Evet, üzerine marşlar yazılan bir dönemin A milli erkek basketbol takımı. 2002’deki başarıları adlarından bolca söz ettirmişti, ancak aynı başarıyı devam ettiremeyip yenilgiler art arda gelince bugün için ilk akla gelen iyi takımlardan değil maalesef. Egoların arttığı iş birliğinin azaldığı ortamlarda takımda süreklilikten bahsetmek zordur. Dolayısıyla iyi takım olabilmek demek, anlık değil başarıyı zamana yayabilmektir aslında.

Erkeklerden bahsedilir de kadın basketbol takımımızı hiç unutur muyuz? Evet, Potanın Perileri, 2016’da önemli bir başarıya imza attı. Hatırlayan var mı? 2016 Rio Olimpiyatlarında dünya 4.sü oldu kızlarımız. Eminim pek azınız hatırlıyordur. Kendi içinizde “biz ne iyi takımız, helal olsun bize” demek iç motivasyon önemli olabilir ancak dışarısı için pek de faydası yoktur. Yani iyi bir takım aynı zamanda başarısını ve gücünü çevresine gösterebilendir aslında. Reklamın iyisi kötüsü olmaz denir ya, iyi takım dışarıdan da destek alabilmeli ve adından söz ettirebilmelidir. Özellikle günümüz rekabet koşullarında marka değerinin önemini birçok örnek gözler önüne seriyor. Bunun en çarpıcı örneğini ise; bir önceki yıla göre %32’lik bir artış ile en önemli Amerikan rakipleri Ford ve GM’yi marka değerinde geçmeyi başaran Tesla diyebiliriz.

İyi bir takım deyince ilk aklıma gelenlerden bir diğeri de çay ve simit. Evet, yanlış duymadınız, bu nasıl takım diyebilirsiniz. İyi bir takım birbirini tamamlayan ve gücüne güç verendir aynı zamanda. Çay ve simit tek başlarına çok sevilen hayatımızın içinde fazlasıyla yer bulan tüketim maddelerimiz ancak o basit ikili bir araya gelince muazzam bir lezzet ortaya çıkmıyor mu? Günümüz ile örneklendirirsek, güçlü ve etkili bir takım olmak için çok büyük bütçeler veya star takım oyuncuları olmazsa olmazlar arasında değildir. Anadolu’dan çok basit bütçelerle yola çıkmış bir markanın neleri başarabildiğini ve güçlü global rakiplerini kendilerine hayran bıraktığını birçok örnekte görüyoruz.  Çay ve simidin diğer takım arkadaşlarını da siz seçin lütfen.

Hazır Anadolu demişken bir örneğimiz de Kurtuluş Savaşından, Anadolu’nun Güçlü Kadınlarından gelsin. Ortaya koydukları destanı bilmeyen ve takdir etmeyen yoktur elbette. Olmayanı oldurmuş, kundaktaki bebeğini sırtına sarıp bir an bile tereddüt etmeden cepheye cephane taşımış, askerin ihtiyacı olan erzakı hazırlamak için gecesini gündüzüne katmış o güzel insanlar. Evet, iyi bir takım aynı zamanda zor gününde takımını sırtlayan, zor demeden görevleri üstlenen ve kolay kolay pes etmeyen demektir aynı zamanda. Hiçbiri bu işin sonunda ben ne kazanırım, bu işten çıkarım ne olur diye bir an olsun bile düşünmemişlerdir. Çünkü mesele memleket meselesidir ve bu noktada diğer detayların bir hükmü kalmamıştır. Günümüzde de bir takım içinde bulunmamız için bazı nedenler elbette gereklidir ancak bu nedenleri sadece maddeye bağladığımız takdirde en ufak bir zorluk karşısında dağılma kaçınılmaz olacaktır.

Son örnekte Türk Sinemasının unutulmaz filmlerinden gelsin, “Neşeli Günler, Mavi Boncuk, Hababam Sınıfı ve daha niceleri. Sizin de yüzünüzde hafif bir gülümseme oldu sanırım. Üzerinden yıllar da geçse hatta defalarca kez izlesek de televizyonda kanalları gezerken karşımıza çıktığında orada takılıp kalıyoruz değil mi? Peki nedir bize bunu yaptıran derseniz, dostluk, güven, vefa ve mutluluk en önemlileridir sanırım. Dolayısıyla iyi bir takım demek aynı zamanda iyi duyguları karşı tarafa verebilmektir. Neden sonuç ilişkisi olmadan karşılıksız sevebilmektir belki de.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir