İletişim

İletişimde ustalaşmak, hayatta ustalaşmaktır. Gerek iş, gerek sosyal, gerekse özel hayatta usta olabilmek… Her krizi kolaylıkla aşabilmek, tam anlamıyla yaşamın tadına varabilmektir.

İletişim ana rahmine düştüğümüz andan itibaren en temel becerimiz. Binlerce tanımı yapılsa da bu güne dek en sevdiğim tanımı “insanın kendisi ve dış dünyası arasındaki bilgi, duygu ve düşünce alışverişi” İletme değil bir alış veriş sürecinden bahsediyorsak o zaman hatırlamamız gereken bir şey var. Çevremizdeki herkes bir hayat deneyimi yaşadı ve her bir deneyim, yaşayan kişi için eşsiz. Herkesin bu eşsiz olduğunu düşündüğü deneyimleri paylaşmaya ihtiyacı var. Gerçekten dinleyecek birini bulabilirlerse tabi…

 

Geçenlerde iki genç arkadaşa Bursa Şehirlerarası Otogarında sohbet ederken şahit oldum. Biri bir espri yapıyor gülüyorlar, o sırada diğeri “dur dur ben daha iyisini söyleyeceğim” deyip başka bir şey anlatıyor, gülmeye devam ediyorlar. Çok eğlendikleri her hallerinden belliydi, diğer bir yandan da birbirlerini dinlemedikleri, kendi söylediklerine güldükleri… Bir yandan da haklılar. Google bile bizi dinlemiyor. Ece yazınca hemen tahminde bulunuyor “bunu mu demek istedin?” diye.

İnsanın paylaşmak istediği eşsiz deneyimleri varken, bir başkasınınkini dinlemek zor iş. Mevlana diyor ki “söz söylemek için önce dinlemek gerekir” Bu gün dek öğrendiklerimizin çoğunluğunu dinleyerek öğrendiğimizi hatırlayacak olursak dinlemek bizi biz yapan davranışlarımızın başında gelir. Elbette ki dinlemek duymaktan fazlasını ifade etmeli. İnsan kulağı, hem gözü, hem yüreği hem de beyni ile dinleyebilmeli yani “can kulağı” ile. Yargılamadan, hafife almadan, tüm içtenliği ile…

Gün geçtikçe artan ihtiyaçlarımızdan biri de bu değil mi? İçtenlik.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir