Başarılı Olmak İçin Orada Olmak

Başarı dediğimiz şey ne kadar orada olduğumuzla ilgilidir. Bugüne kadar eğitimlerde, seminerlerde tanıştığım 100 binden fazla ülke insanın nerdeyse %70’i için bir tespitim var. Bizim insanımızın en büyük problemi orada olmak. Çünkü bizler işteyken evde kalıyoruz, evdeyken de işte.

Yani ne işte olabiliyoruz ne de evde. Zaten evde olabilsek işte de olacağız ama evde olmadığımız için işte, işte olamadığımız için de evde olamıyoruz. Aklımız maalesef o anda odaklanmamız gereken şeyde değil bir başka şeyle meşgul oluyor. Bu şekilde bir ömür tüketen insanların çoğunlukla finalde ortak söyledikleri bir kelime var; “KEŞKE”. Ama artık finaldesin ve yapabileceğin şeyler çok sınırlı.

Yaşlılarla sohbet etmeyi severim. Bir abim var, adı Akif Aktuğ. Akif Abi bir dönem yaşlılarla çalışmış. Çok sevdiğim bir söylemi var, “Yaşlılar yavaştır ama kısa yolları bilirler.” Çok iyi tespit. Ben de çoğunlukla bu kısayolları yakalamak için sıkılmadan usanmadan sorular sorarım yaşayan abidelere. Akif Abi bir gün danışmanlık yaptığı yaşlı amcaya sormuş, “İlk kez yaşlandığınızı ne zaman anladınız?”. Amcanın cevabına bayıldım:

“Oğlum, şöyle arkama bir baktım, bitmiş ya lennnn!”

Bizler de bir gün arkamıza bakacağız, bitmiş ya lennn diyeceğiz. Bittiği gün dönüşü olmayan keşkeler varsa hayatımızda yandığımızın resmidir. Benim konuştuğum yaşlılarda, keşkeler çoğunlukla şu cümlelerle ifade ediliyor.

“Keşke çocuklarla daha çok ilgilenseydim.”

“Keşke o işin ucundan daha sıkı tutsaydım.”

“Keşke almam gereken sorumluluklardan kaçmasaydım.”

Ama keşke işte ve artık finaldesin. Bu saatten sonra toruna sarılmalar, hassaslaşmalar, zorlu süreçler… Bunu yaşamak istemiyorsanız, bence tek bir reçete var. Zamanında ORADA olmak.

Bakın bugün yılın en sıcak günü olsa ve dışarıya masanın üzerine beyaz bir kâğıt bıraksak, akşama kadar beklesek tutuşur mu? Isınır belki sararır, biraz da buruşur ancak alev almaz. Ama ne zaman ki ben bir mercek alırım elime ve gelen ışığı o kâğıdın üzerine odaklarım saniyeler içerisinde o kâğıdı yakarım. İşte başarı dediğimiz şey tamamen bununla ilgili. Yani sizin sorumluluk alanlarınıza ne kadar odaklandığınızla ilgili. İnsan beyni açısından baktığımızda beynimiz bir sıralı işlemcidir. Yani bir işlemi bitirdikten sonra diğerine geçer. Bu nedenle insan beyni aynı anda sadece tek bir şeye odaklanabilir.

Samsun’da Karadenizli bir muavin otobüsü duvara yaklaştıran şoföre şöyle bağırıyor.

“Cel, cel, cel, cel…”

Tam bu sırada yan tarafından mini etekli bir hanımefendi geçiyor. Tabii genç adam. Gözü takılıyor. Bir yandan otobüse cel, cel demeye devam ederken diğer yandan da hanımefendiyi takip ediyor. Tam eli işte gözü oynaşta durumu. Birden büyük bir gürültüyle otobüs duvara çarpıyor. Ellerini iki başının arasına götüren muavinin, şoföre son söylediği cümle ise evlere şenlik,

“CELLL! CELLL! Cel de bir bak, ne yaptın? CELLL!”

İnsan beyni aynı anda tek bir şeye odaklanabilir. Aman dikkat. Odağınızdan çıktığınız anda yapmanız gereken şeyi, yapamanız gereken zaman diliminde, yapmanız gereken şekilde yapmanız mümkün değil. Zaten ülke olarak da en önemli problemimiz bu değil mi?

Gökhan OKÇU

Not: Yazarın Aceleci Sinek Süte Düşer kitabından düzenlenmiştir.


Bir görüş “Başarılı Olmak İçin Orada Olmak”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir